Böyle olur CHP demokratlığı
Üzerlerine ‘atılı’ Cumhuriyetçilik, Halkçılık ve sair güzellemeci nitelikleri bir kenara bırakalım. CHP’yi, ‘en sığ haliyle’ de olsa demokratlık bağlamında ele alalım.
İlkokul dördüncü sınıfa gelmiş 10 yaşındaki çocuğa sorsanız, ‘demokrasi’nin en basit tanımını; halkın iradesine bağlılık, aşırılıktan ve şiddetten kaçınma, ‘temel hak ve hürriyetlere saygı gibi birkaç kelimeyle yapar.
Yani millet iradesi ve bunun üzerine kurulu değerler bütününü tanımlamak için; Sıddık Sami Onar, Âlim Şerif Onaran veya Orhan Aldıkaçtı olmaya gerek yok. Takıntılı bir beyin olmasın, yeter.
Orası öyle de, siyaseten demokrasiyi kimselere bırakmayan CHP, oraya burada sündürülmemiş bir ‘demokrasi’ kavramının neresine oturur?
Hadi, başörtülü kadınların okuma ve çalışma haklarına kökten karşı olmasını… Cuma namazına gidebilsinler diye kamu çalışanlarının mesaisine verilen küçük bir ayarlamayı hazmedemeyişini… Hatta çocukların Diyanet’in Kuran Kurslarına gönderilmesine itirazını bir kenara koyalım.
En azından, Türk Milleti’nin iradesinin ülke yönetimine hâkim olmasına ne diyor, CHP kafası?
DARBECİ-CUNTACI CHP
Güzel ülkemizde, basiretli halkımızın siyasî iradesine yönelen saldırılar karşısında CHP yöneticilerinin aldığı ‘aksiyona’ göz atmak, o kafanın demokrasi anlayışına dair fikir verir.
Kendi ifadesine göre CHP; ‘demokrat’ ve ‘antimilitarist’ bir partidir. Fakat Türkiye’de yaşanmış tüm darbelerde ve darbe girişimlerinde CHP’nin parmak ve ayak izleri vardır.
27 Mayıs 1960 cunta darbesinin tam arkasındaydı. Millî Şef İsmet İnönü, Demokrat Parti iktidarına gözdağı verirken; “Sizi ben bile kurtaramam…” diye, üstenci laflar ediyordu.
Darbenin başı olan Cemal Gürsel, İnönü’yü arayarak; “Emirleriniz bizim için daima peygamber buyruğudur Sayın Paşam.” diye hazırola geçtiğinde; İnönü’den aldığı karşılık, “Millet ve memleket için hayırlı bir iş yaptınız. Büyük bir iş yaptınız. Asıl ben, muvaffakiyetiniz için sizin emrinizdeyim, Paşa hazretleri.” olmuştu.
Nihayetinde İnönü, darbenin ekmeğini afiyetle........
