We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Maârif Dâvâmız-3

1 2 0
24.06.2019

Eğitimin, ulus kimliğinin şekillendirilmesinde kullanılan ideolojik bir aygıt haline getirilme problemi her dâim varlığını hissettirmiştir. Çok gerilere gitmeden, meşûm 28 Şubat 1997 süreci ile birlikte başlayan kesintisiz 8 yıllık eğitim uygulaması da böyledir, 4 4 4 eğitim reformu da böyledir. İkisiyle de hedeflenen “makbul vatandaş” yetiştirme politikasıdır. Aradaki en önemli fark makbul vatandaşın tanımında ortaya çıkar. Erken Cumhuriyet Dönemi gibi 55. Hükümet olan Anasol-D Hükümeti de bu makbul vatandaşı “pozitivist/Kemalist/seküler” olarak tanımlama eğilimindeyken Ak Parti, “muhafazakar/demokrat/milliyetçi” bir kalıbı ulus kimliği açısından tercih etmektedir. Zâten Tayyip Erdoğan’ın başbakanken söylediği “dindar nesil yetiştireceğiz” sözü de bunu ifade eder.

Ak Parti’nin eğitim politikalarında öne çıkan bu desekülarizasyon olgusu ve bu süreç ne yazık ki pek çok problemi de beraberinde getirdi. Reform diye toplumun önüne konulan pek çok yenilik kısa bir süre sonra bir daha değiştirilmek suretiyle iş, yap boz tarzına evrildi. 2005 yılında gerçekleştirilen müfredat değişikliği istenen hedefleri gerçekleştirmede yetersiz görülmüş, 2012’de 4 4 4 modeline geçilmişti. 2014’de dershanelerin kapatılması ile başlayan arayış süreci 2017’de tekrar müfredat değişikliğine gidilerek devam ettirildi. Bir de lise ve üniversitelere giriş sınavları meselesi var ki izahı........

© Enpolitik