Dijital Cephede Yeni Dönem: İsrail-İran Siber Savaşı, Küresel Aktörler ve Türkiye’nin Stratejik Geleceği
13 Haziran 2025’te Sözcü TV’de Damla Doğan Tuncel’in programında canlı yayına katıldım. Konu başlığımız, İsrail ile İran arasında gerçekleşen saldırıların siber savaş boyutuydu. Ama bu sadece bir saldırının ötesinde; yeni çağın savaş biçimlerinin, dijital cephelerin ve küresel güç dengelerinin yeniden şekillenişine dair önemli bir göstergeydi. Çünkü konvansiyonel olmayan savaş teknikleri arasında yerini alan “siber savaş” kavramı tüm gerçekliğiyle tecrübe ediliyordu.
Siber güvenlik artık sadece teknik bir mesele değil. Bu alan, devletlerin varlık-yokluk sınırında şekillenen yeni bir egemenlik sahası, jeopolitik rekabetin en kritik aracı haline geldi. Ve bu denklemin tam ortasında Türkiye yer alıyor.
Stuxnet: Siber Savaşın İlk Kurşunu
İran’ın nükleer altyapısına karşı geliştirilen Stuxnet zararlısı, dünyada ilk defa dijital bir kod parçasının fiziksel bir tesisi sabote ettiğini ispatladı. Bu saldırı, ABD ve İsrail’in ortak istihbarat operasyonuydu. İran’a karşı klasik askeri güç kullanılmadan, sadece bir USB bellekle santrifüjleri yok eden bir saldırı gerçekleştirilmişti.
O günden bu yana siber savaş, yalnızca bilgisayar korsanlarının oyunu değil; devletlerin, istihbarat servislerinin ve orduların yeni cephesi oldu.
CIA Sızıntısı ve İsrail’e Ait Bilgiler
Bu hafta Ömür Çelikdönmez’in yayınladığı yazıda dikkat çeken bir detay vardı. CIA içinden sızdırılan belgelerde, İsrail’e ait birçok kritik siber operasyonun detaylarının yer aldığı iddia ediliyor. Bu bilgi, sadece istihbarat paylaşımı değil; aynı zamanda ittifakların güven bunalımı yaşadığını da gösteriyor. Ya da Çelikdönmez’in dediği gibi: “ABD, İsrail’e dur diyor.”
Ve burada belki de en çarpıcı soru ortaya çıkıyor: Sızdırılan bu bilgiler, İran’ın eline geçmiş olabilir mi? Eğer öyleyse, İsrail’in siber savunma hattında açılmış bir delik, bugün Tel Aviv için konvansiyonel bir tehdide........
