menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emeklinin açlık sınırı altında yaşam mücadelesi!

15 0
11.03.2026

Emeklinin çilesi bitmiyor. Neden mi diye sorulursa? TÜİK verileri, açlık ve yoksulluk sınırı da açıklandı. Önümüzde bayram var. Çocukluğumda, bayramları sevinçle karşılardık. Yakın akraba, dede, nine, dostlarla bir araya gelmenin, aile büyüklerinden bayram harçlığı almanın, çocukça bir heyecanını yaşardık. Günümüzde öyle mi? Ne yazık ki değil…

Emekli bayram harçlığı da veremiyor

Ağır yaşam koşulları ve ekonomik sıkıntı yaşayan vatandaşlar için: Cebimde param yok. Yola çıkacak ekonomik gücüm de yok. Torunum, çocuklar gelse ikramlık şekerim de yok. Torunuma bayram harçlığı verecek param da yok. Bayram benim neyime diyen emekli sayısı, son yıllarda artarak devam ediyor. Bu sitem dolu sözlerle yakın çevremde, çarşı, pazar ve sokakta da sıklıkla karşılaşıyoruz.

Emeklinin maaşı yetmediği için hatta ev kirasını dahi ödeyemediğinden ek iş yapmak zorunda kaldığına tanık oluyoruz. Türk-İş’in Şubat 2026 için açıkladığı verilerde açlık sınırı 32 bin lirayı aşarken, yoksulluk sınırı ise 105 bin lirayı aştığı görülüyor.

İstanbul’da en düşük kira fiyatları, merkezi olmayan ilçelerde bile 20 bini aştığı göze çarpıyor. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Bayram ikramiyesi geçen yıl 4 bin liraydı. Bu yılda, aynı tutarla hesaplara yatırılsa dahi emekliyi memnun edecek hiçbir gelişme yok gibi görünüyor.

Evinin kirasını ödeyemeyip, ek iş yapmak zorunda kalan birçok emekli, yaşadığı bu yoksulluğun ne zaman biteceğini merak ediyor. Sokakta, pazarda, çarşıda sohbet ederken maaşının kiraya bile yetmediğini ve çocuklarının yanına yerleştiğini söylüyorlar.

Emekli ek iş yapmak zorunda kalıyor

Geçenlerde bir çay bahçesinde karşılaştığım emekli bir kadın, elinde kendi el emeği ile ördüğü lifleri omzuna almış ve masaları dolaşıp satmaya çalışıyordu. “Burada bir kahveye 100 lira veriliyor. Şu teyzenizin ördüğü lifler, bir kahve parası bile etmiyor. Bana destek olun harçlığımı çıkarayım” diyerek aksayan ayağı ile birazda mahcubiyetle dolaşıyordu.

Gidip yanına sohbet ettiğimde emekli olduğunu, eşinin yıllar önce vefat ettiğini, başka bir şehirden gelip oğlunun yanına sığındığını, geçinemediğini, maaşının yetmediğini, oğlunun evinin de kira ve asgari ücret kadar maaş aldığını söyledi.

Emekli maaşı kiraya yetmiyor

Yakın çevremden emekli bir anne ve baba, çocuklarıyla birlikte yıllar önce kıt kanaat birikimle almış oldukları evde yaşıyorlar. İkisinin maaşı da açlık sınırının altında. Maaşları toplamı, 50 bin lirayı dahi bulmuyor. Dışarı çıkıp bir kahve çay içmeyi bile düşünemiyorlar. Düşünsenize; ev kira olsaydı nasıl geçineceklerdi?

Mutfak masrafını, pazar, market alışverişini de ekleyince ikisinin maaşı yetmiyor. İki emekli maaşlarıyla en ucuz sebze, meyveyi almaya gayret ediyor. Nerede ucuzluk varsa, onu takip ederek yaşam mücadelesi veriyorlar. Bir pastaneye gitsek çay 60 lira, bir fincan kahve 100 lira, bir şişe su 10 lira diyerek evde oturmayı tercih ediyorlar. Bazen mahallenin parkına gidip, banklarda oturup biraz güneş alıp geliyorlar.

Evden dışarı adım atmaya gücü olmayan emekli, başka bir şehirde tatile gitmeyi çoktan unuttuklarını söylüyor. Bayram geliyor. Torunlara bayram harçlığı veremeyeceğiz. Ev kirasını öderken çok zorlanıyoruz. Çocuklarımızdan destek alıyoruz diyorlar.

Emeklinin maaşı; kira, mutfak masrafı, faturalara yetmezken, bayramda torununa harçlık verecek parası kalmayan emekli için yoksulluk dayanılmaz hale geliyor. Ömrünün geri kalanında ailesi, torunlarıyla refah içinde huzurlu bir yaşam hayalini kuran ve bin bir güçlükle çalışıp primini ödeyen emekli, evine hapsolmuş durumda. Ev kirasını ödeyemeyip çocuklarının yanına sığınmış. Bunca nüfus bir arada geçinmek de zor olunca ek iş yapmak zorunda kalmak, emekliye ağır bir yara bırakıyor.

Açlık sınırının da altında maaşla yaşam mücadelesi içinde örselenmiş, bir köşeye bırakılmış hisseden emekliye hak ettiği yaşamı sunmak ihtiyaçtan öte bir zorunluluk. ‘Emekli ölsün mü isteniyor’ sitemlerini sıklıkla duyuyoruz ve çözüm bekliyorlar. Hepimiz bir gün yaşlanacağız. Emeklinin ömrünün geri kalanını gelecekte huzur içinde ve ekonomik güvenceyle sağlanacak tedbirlerin alınmasını sağlamak bir lütuf değil bir görev olmalı… Açlık sınırı altında yaşamaya mecbur bırakılmayacak kadar önemli bir mesele. Yasal güvenceler ve yapılacak düzenlemelerin acilen hayata geçirilmesi dileğiyle. Emeklilere kıymayın efendiler… 


© Ekonomim