menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Melih Yıldız’la Mertcan Karacan Söyleşti

7 0
19.12.2025

Mertcan Karacan: Muhteşem bir kitap duruyor masamda: Aklın Uçurumunda. Yazınımıza ilkin bir öykü seçkisi, ardından bir çocuk romanı kazandıran Melih Yıldız’ı üçüncü kitabında tarih-araştırma kulvarına iten ilhamın kaynağı nedir, öğrenebilir miyiz bunu?

Melih Yıldız: Aslında daha önce yayımlanan kitaplarımdan önce araştırma üzerine kurulu denemelerim çeşitli dergilerde yayımlanıyordu. Bundan sonra da hep bu tarzda yazacağım. Çünkü beni yeni bir bilgi ve belge çok heyecanlandırıyor, bunları insanlarla hemen paylaşmak istiyorum. Bunun en iyi yolu da Aklın Uçurumunda’da olduğu gibi araştırdığım ve beni heyecanlandıran bir bilgiyi belli bir hikâye çerçevesinde okurlara sunmak. Benim araştırmacılığım aslında lise yıllarıma dayanıyor. Haluk Oral’ın çocukluğumun geçtiği Pendik’te açmış olduğu bir imzalı kitap sergisiyle, efemeralara ve imzalı kitaplara ilgim arttı. Birçok efemera ve imzalı kitap toplamaya başladım. Üniversite yıllarımda ise sahaflarla tanışınca bu merakım daha da ileri boyutlara geldi. Ciddi bir imzalı kitap ve efemera koleksiyonum oldu. Özellikle sahaf Selami Cansız da bu hevesimi çok destekledi. Sonrasında da ustam Sunay Akın ile tanıştım ve onun karanlığa doğru yakmış olduğu ışığı takip ettim. Hepsi bir araya gelince yani efemeralarım birikince yeni yeni hikâyelerin peşine düştüm. Birçok hikâyeyi kaleme aldım. Tabii ki mesleğim de psikolog olunca ilk önce psikoloji dünyasında geçen hikâyeleri kaleme almak istedim. Çünkü Mazhar Osman’ın kurmuş olduğu hastanede uzunca bir dönem staj yaptım, orada kaldığım süre boyunca da birçok hikâyeyi öğrenmiş oldum. Bu hikâyeler de bambaşka hikâyelerin kapısını açtı. Böylece Aklın Uçurumunda ortaya çıktı. Bundan sonra da başka alanlardaki hikâyelerin izini süreceğim.

Mertcan Karacan: Aklın Uçurumunda‘nın uzun bir okuma sürecinden damıtılarak yazıldığı çok belli. Bize biraz bu süreçten bahsedebilir misiniz? Kaç yıllık bir emeğin ürünü, Aklın Uçurumunda?

Melih Yıldız: Evet, söylediğin gibi, kitabın okurla buluşması uzunca bir zaman aldı. Bir hikâyenin ortaya çıkması için onlarca kitap okudum diyebilirim. Tabii ki okuduğum her kitapta da istediğim bilgiye ulaşamadım. Ancak her okuduğum kitap bana yeni bir yol açtı. Bu tip kitapların yazılma sürecinde bir bilgi başka bir bilgiyi doğuruyor. Hâliyle yeni bir bilginin peşine koşarken buluyor insan kendini. Aklın Uçurumunda’yı yazarken bu durum sıklıkla başıma geldi. İyi ki de geldi! Şimdi bir başka kitabın teması oluşmuş oldu. Ayrıca kitabın yazım sürecinde sadece sahafları, kütüphaneleri dolaşmadım. Müzayedeleri de dolaştım. Beni heyecanlandıran efemeralar buldum. Ve bu bulduğum kaynaklar mutlaka kitapta olmalıydı… Özellikle bulduğum efemeraların içinde beni en çok heyecanlandıran Mazhar Osman’ın reçetesidir. Bugün koleksiyonumda yer alıyor. O reçeteyi nasıl okurla buluşturmayacaktım? Herkesin Mazhar Osman’ın yazdığı reçeteyi görmesini istedim ve sonunda bunu başardım. Özetleyecek olursak yazma sürecinden çok araştırma ve okuma sürecim uzun sürdü. Ve bu kitabı dört ya da beş yılda tamamlayabildim.

Mertcan Karacan: Yazarlığınızın yanı sıra uzman psikolog olduğunuzu da biliyor ve kitabın alt başlığında ise “Psikoloji Dünyasından İzler” cümlesini okuyoruz.........

© Edebiyat Burada