menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yüzde 2,3’ün arkasındaki büyük soru

21 0
02.09.2026

Büyüme var, fakat motor zayıf. Tür­kiye’nin 2026 yılını resmi yüzde 3,8 hede­fiyle kapatabilmesi için ikinci yarıda bü­yümeyi yaklaşık yüz­de 5’e çıkarması gere­kiyor. Asıl mesele ise bundan daha büyük: Türkiye ne kadar bü­yüdüğünden çok, nasıl büyü­düğünü tartışmak zorundadır.

Geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,8 olan büyüme, 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 2,6’ya, ikin­ci çeyreğinde ise yüzde 2,3’e indi.

Yani ekonomi hâlâ ilerliyor.

Daha önemlisi, büyümenin motoruna baktığımızda rahatla­tıcı bir tablo görmüyoruz.

Tarım yüzde 13,3 büyüdü. Bilgi ve iletişim yüzde 8,6 ile güçlü bir performans gösterdi. Buna karşı­lık sanayi yüzde 2,4, imalat sana­yisi yine yüzde 2,4 büyüdü. İnşa­at ise yüzde 1,9 daraldı.

Burada sorulması gereken soru çok açık:

Türkiye’nin kalkınma motoru tarım mı olacak, teknoloji ve sanayi mi?

Tarımın güçlü büyümesi elbet­te olumlu. Gıda güvenliği, kırsal gelir ve dış ticaret açısından da son derece değerli.

Ama gelişmiş ülkeler ligi­ne çıkmak isteyen bir ekonomi­nin ana taşıyıcısı yüksek verim­li imalat sanayisi olmak zorunda.

Çünkü sanayi sadece fabrika demek değildir. Sanayi demek teknoloji demektir.

İhracat demektir. Nite­likli istihdam demektir. Verimlilik demektir. Patent, mü­hendislik, Ar-Ge, yerlileşme ve döviz kazandırıcı üretim demek­tir. Dolayısıyla tarım yüzde 13 büyürken imalat sanayisi yüz­de 2,4 büyüyorsa, ortada sevini­lecek kadar güçlü bir kalkınma hikâyesi yoktur.

Tüketiyoruz ama geleceği yeterince kuramıyoruz

Büyümenin harcama tarafı da­ha da düşündürücü. Hanehalkı tüketimi yüzde 3,5 arttı.

Gayrisafi sabit sermaye oluşu­mu ise yalnızca yüzde 0,6 büyüdü.

Bu iki rakam yan yana konul­duğunda Türkiye ekonomisinin kronik problemi yeniden karşı­mıza çıkıyor:

Bugünü harcıyoruz, yarını yeterince inşa etmiyoruz.

Oysa kalkınma tam tersidir.

Bir ülkenin gelecekte daha faz­la üretebilmesi için bugün maki­neye, teknolojiye, eğitime, ener­jiye, yazılıma, Ar-Ge’ye ve üretim kapasitesine yatırım yapması ge­rekir. Tüketim elbette ekonomi­nin parçasıdır.

Ama tüketim büyümenin mo­toru, yatırım ise yalnızca yardım­cı oyuncu hâline geliyorsa o eko­nomi uzun vadede zenginleşmez.

Sadece daha fazla harcar.

İhracat düşüyorsa alkışlamadan önce düşünmek gerekir

İkinci çeyreğin bence en kritik göstergelerinden biri dış ticaret.

Mal ve hizmet ihracatı reel ola­rak yüzde 3,4 geriledi.

İthalat........

© Dünya