Krizden Doğan Fırsatlar ve İslam Dünyasının Dönüm Noktası
“Kriz” kelimesi zihinlerde ilk olarak tehlike, çöküş, tehdit, sıkıntı ve bir çıkmaza girildiği algısını canlandırır. Nitekim günlük hayatta da sıkça duyarız: “Piyasalar krize girdi”, “Filan kişi kalp krizi geçirdi”, “A partisinde büyük kriz”, “İki ülke arasında kriz...”
Kriz, Yunanca "krisis" (karar anı, dönüm noktası) kelimesinden gelen bir kavramdır. Kriz iyi yönetildiği takdirde içinde büyük fırsatlar barındırma potansiyeline de sahiptir. Nitekim pek çok kişi ve kurum, elde ettiği başarıyı ve ulaştığı konumu yaşadığı krizleri doğru yönetebilmesine borçludur.
Çincedeki “kriz” (危機 - Wēijī) sözcüğünün iki ayrı karakterden oluşması bu durumu oldukça net özetler: Karakterlerden biri “tehlike”yi, diğeri ise “fırsat veya dönüm noktası”nı temsil eder.
Ani gelişmeler yaşanması, belirsizlik yaratması, ciddi tehditler barındırması ve yoğun bir zaman baskısı oluşturması krizlerin ortak özelliğidir. Krizler ya bir çöküş ve bitişle ya da bir üst lige çıkmayla sonuçlanır.
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Mekke’den Medine’ye hicreti de büyük bir kriz anında alınan kritik bir kararın sonucudur. Mekke müşriklerinin Daru’n-Nedve’de Peygamber Efendimize yönelik aldıkları suikast kararının bir neticesi olarak gerçekleşmiştir. O an son derece........
