menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dionysos'un izinde

15 1
previous day

Bazen gezerken kalabalığın tersine coğrafyalara gitmek, o yer değiştirmeyi gerçekten bir yolculuğa dönüştürür.

Bazen tarihe, bazen kendine ve bazen geleceğin bilinmezliğine doğru gider, bütün sınırlarını yeniden tanımlarsın.

Rota soğuk kış günlerinde Atina olunca, doğal olarak Apollon, Athena ve Dionysos’un da katılımıyla kalabalık ve şölenli bir seyahat oldu.

Tragedya ya da komedya ne fark eder ki… Tiyatronun dansı, maskesi, kahramanları ve soytarıları, saklandıkları yerden çıkıverdiler.

MÖ 530’lu yıllardı. Akropolis yavaş yavaş kutsal bir nitelik kazanırken ateşin etrafında anlatılan o ilk hikâyenin en önemli sorusu tekrar yankılandı: “Ben kimim ve burada ne yapıyorum?

İnsanın artık karanlıkta kalmaya razı olmadığı zamanlardı.

Sanılanın aksine tiyatro yazıyla başlamadı. Bedenle başladı. Ve tekrar eden sözlerle…

Antik dünyada insanın bu önemli sorusu önce arayışa, sonra Dionysos adına yapılan şenliklerde sahneye dönüştü.

Tragedya kaderle hesaplaşmaydı.

Komedya ise düzenle alay ve eleştiri…

Seyirci sadece izleyen değil, aynı zamanda tanık olandı.

Çünkü sahnede olan, herkesin başına........

© Diken