menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enflasyondan kaçarken fon tuzağına: Yoksullaşmanın politik ekonomisi

22 0
yesterday

Türkiye’de enflasyon tartışmalarında dikkat çekici bir dönüşüm yaşanıyor.

Daha önce ENAG’ın verilerini reddeden, resmi istatistikleri savunan bazı iktidar yanlısı çevreler, bugün bu verileri kabul etmeye başlamış görünüyor. Üstelik bu veriler üzerinden toplumun nasıl fakirleştiğini tartışıyorlar.

Yıllardır dikkat çektiğimiz yüksek enflasyonun sonuçları artık herkesin yaşamında hissediliyor. Satın alma gücü kayıpları, gelir dağılımındaki bozulma, giderek derinleşen yoksullaşma...

Bu sürecin üzerinde titizlikle durulması gereken bir sonucu daha var: Hanehalkının tasarruf alışkanlıklarındaki değişim.

Yüksek enflasyon, birikimlerin reel değerini aşındırdı. İnsanlar yıllarca emek vererek oluşturdukları tasarrufları koruyabilmek için yeni finansal araçlara yöneldi. Borsa ve yatırım fonları, daha önce bu piyasalara uzak duran geniş kesimlerin gündelik yaşamına girdi.

Birikimleri koruma çabası giderek ekonomik bir zorunluluğa dönüştü.

Burada resmi enflasyon verilerine duyulan güven de önem taşıyor. Hanehalkı markette, kirada, ulaşımda karşılaştığı fiyatlarla açıklanan oranlar arasında fark hissettiğinde geleceğe ilişkin hesabını kendi deneyimine göre yapıyor. Tasarruf kararlarını şekillendiren bu belirsizlik, kısa vadeli getiri arayışını güçlendirebiliyor. Birikimini koruyamayan kişi için beklemek de başlı başına bir maliyete dönüşüyor.

Bu konudaki akademik araştırmaların sonuçları çarpıcı: Yüksek enflasyon, hanehalkını sermaye piyasalarına yöneltiyor, risk algısını........

© Cumhuriyet