Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata
Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla sunulan yeni Milli Eğitim Müfredatı, Ağustos 2024’te yayımlanan genelgeyle 2024-2025 eğitim-öğretim yılında yürürlüğe girmiştir.
Müfredat; okulöncesi, ilkokul 1, ortaokul 5 ve lise 9. sınıflardan başlamak üzere kademeli biçimde uygulanmaktadır. Ancak bu kapsamlı dönüşüm, hazırlanma sürecinin niteliği ve uygulamanın pedagojik temelleri bakımından ciddi soru işaretleri barındırmaktadır.
Bu değişiklikler yaşama geçirilirken çağdaş eğitim sistemlerinin deneyimlerinden, bilimsel pedagojik verilerden ve eğitime ilişkin evrensel ilkelerden ne ölçüde yararlanıldığı kamuoyuna açık değildir. Daha da önemlisi, bilimsellik, eşitlik, laiklik ve demokrasi gibi cumhuriyetin eğitim felsefesini oluşturan temel ilkelerin bu süreçte ne ölçüde gözetildiği kamusal bir tartışmayı zorunlu kılmaktadır.
Pedagoji yalnızca bir kuramsal alan değil; eğitim uygulamalarının çocukların bilişsel, duygusal, sosyal ve akademik gelişimleri üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerini inceleyen bir bilim dalıdır. Eğitim politikalarının oluşturulmasına rehberlik eden bu alan, öğretmenlik mesleğinin neden pedagojik formasyon gerektirdiğini de ortaya koyar. Pedagojik yeterliliği olmayan bireylerin eğitim süreçlerinde etkin rol alması, çocukların ruhsal ve akademik gelişiminde onarılması güç sonuçlar doğurabilmektedir.
Araştırmalar, bireyin zihinsel ve kişilik gelişiminin yaklaşık yüzde 70’inin 0-7 yaş aralığında oluştuğunu göstermektedir. Bu dönemde oluşan yapı, ergenliğe kadar pekişerek büyük ölçüde kalıcı hale gelmektedir. Erken çocukluk döneminde........
