Kayıp Çocukluğun Bordrosu
Günlerden Salı, saatler sabah yediyi gösteriyor. Bir sanayi sitesinin arka sokağında çoktan mesaisine başladı çocukluk.
Bu gerçekle yüzleşmek için ne uzun raporlara ihtiyaç var, ne de kalın dosyaların içindeki istatistiklere. Kapısı yarı aralık bir atölyenin içine bakmak yeterli. İş makinelerinin üzerindeki küçük eller, yorgun bakışlar, erken büyümüş yüzler…Budur çoğu zaman; Türkiye’de çocuk işçiliğinin fotoğrafı.
Oradaki çocuk ne işçidir, ne öğrencidir. Sadece adı konmamış, hukuksuz bir emektir. İş kazası olduğunda da çoğu zaman “orada çalışmıyordu” denir ve mesele kapanır. Başından beri varlığı ile yokluğu bir olan çocuk işçi aynı istikrarla görünmez kılınır. Çünkü düzenli ve resmî şirketlerde değil, küçük ve kayıt dışı işletmelerde çalışmıştır bu çocuklar. Küçük ve kayıt dışı işletmeler görünmezdir. Hesap verme yükümlülüğünden muaftır.
Aile açısından bakıldığında ise çok daha ağırdır tablo. Yoksulluk, sadece gelirin düşmesi değil;........
