We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Taliban Türkiye’de iktidarda olsaydı…

331 0 0
23.08.2021

Muhalif bir belediyenin konferans salonu. Duvarlarda silahlı örgüt liderlerinin posterleri asılı. Kürsüye önce baş konuk olan büyükelçi çıkıyor. Hem Kürdistan’ın kurulacağını söylüyor hem de Türkiye’deki iktidarı tehdit ediyor. Kürsüye çıkan muhalif belediye başkanı ise “AKP’lilerin kollarına bacaklarına zorla basarak bölücülük enjekte edeceklerini” söylüyor. Görüntüler kamuoyunu ayağa kaldırıyor. Bunun üzerine İçişleri Bakanı, “Burası Türkiye, terör ve bölücülük propagandası da fikir hürriyetidir” diyerek tepkilere yanıt veriyor. AKP lideri ise özgür bir ülkede belediye başkanının görevden alınıp yerine kayyum atanamayacağını, bunların ancak diktatörlüklerde olabileceğini ifade ediyor.

Sakin olun, tabii ki böyle bir olay hiç yaşanmadı…

Yaşansaydı, belediye başkanı beş dakikada soluğu hapishanede alırken hem İçişleri Bakanı hem Cumhurbaşkanı elbette bambaşka tepki gösterirdi.

Ama durun, “Nereden çıktı” demeyin. Çünkü farklı şekilde de olsa yaşanmışı var!

Tarih: 31 Ocak 1997.

Yer: Ankara’nın Sincan ilçesi.

İran devrimi lideri Humeyni, her ramazan ayının son cuma gününü “Kudüs Günü” ilan etmişti. Ne kandil ne bayramdı. Her yıl, İrani İslamcılar siyasi eylem yapıyordu. Refah Partili Bekir Yıldız’ın yönettiği Sincan Belediyesi de Kudüs Günü düzenlemeye karar verdi.

Neler mi oldu?

Salona Hamas ve Hizbullah liderlerinin dev posterleri asıldı. İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Bagheri, onur konuğu olarak sahneye çıktı. Türkiye’deki laik rejimi eleştiren bir konuşma yaptı. Yol kazası değil, her şey bilinçliydi. Sahnede düşmana taş atmalı piyesten sonra kürsüye çıkan Başkan Yıldız’ın konuşmasının içeriğini, yargılandığı iddianameden aktaralım:

“Sanık Bekir Yıldız yaptığı konuşmada, Türk halkını, Müslüman ve laik veya Müslüman olanlar ve olmayanlar diye ayırmış, başörtüsü konusuna değinerek başörtüsünün Müslümanlar için çok önemli olduğunu, başörtüsünün ‘şeref sancağı’ olduğunu, başörtüsü takmayanların ise kendi vücutlarını şerefli görmeyerek peşkeş çektiklerini belirtmiştir. Sanık Yıldız, (…) Müslümanların sabrı taştığında işin nereye varacağının çok iyi bilindiğini belirterek laik kesimleri tehdit etmiştir.”

Konuşmanın devamını aktaralım:

“Sanık Bekir Yıldız, (…) ‘Bunlar sanıyorum son çırpınışları olsa gerek’ şeklindeki sözlerle dile........

© Cumhuriyet


Get it on Google Play