menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İdeolojinin dili, dilin ideolojisi

69 1
12.01.2026

Dil ideolojik bir araçtır. Konuşur ya da yazarken kullandığınız kavramlar, tercih ettiğiniz ifade biçimleri sizin ideolojik ve siyasal tavrınızı da ortaya koyar. Bunun kimi kez farkına bile varamayabilirsiniz, ama bu durum sonucu değiştirmez. En hafif ya da masum değerlendirme ile egemen ideolojik tercihlere sorgulamaksızın boyun eğdiğiniz, kabullendiğiniz anlamına gelir ya da tersine.

Egemen ideolojik ve siyasal kavramları bilinçli şekilde kullananlar için söyleyecek bir şey yok. Böyleleriyle, eğer tarihin yanlış tarafında duruyorlarsa -ki çoğunlukla böyledir- mücadele edilir. Ancak, asıl sorun, sorgulamadan, boyun eğerek ya da bir alışkanlıkla ve bilinçsizce kabullenmektedir. Sıradan, sokaktaki insan açısından bu durum bir yere kadar doğal karşılanabilir, ama en yaygın ve kitlesel ideolojik-kültürel araç olan medyada bu durum kabul edilemez. Hele muhalif ve bağımsız medyada hiç hoş görülemez. Donanımsızlık, kurum içi eğitim açığı, kültürel yetersizlik vb. gibi birçok neden sıralanabilir. Ancak, ideolojik ve kültürel sonuçları ağır olan bu tutum, medya örgütlenmesini, kadro kaynaklarını ve eğitimini tartışmayı kaçınılmaz kılar.

Dil masum değildir sonuç olarak. Örneğin; ABD’nin Venezuela’ya yönelik emperyalist haydutluğuna meşruiyet üretmenin bir aracına dönüşmüş ise, tam aksine zorbalığın ideolojik bir parçası ve aracı haline gelmiş demektir. Bir haberde, bir yazıda ya da konuşmada kullandığınız dil (daha çok bir iletişim aygıtı üzerinden) sizin tavrınızı ve safınızı da belirler. Bilinçli olun ya da olmayın, farkında bulunun ya da bulunmayın objektif durum veya sonuç değişmez.

Gelelim Venezuela’nın seçilmiş Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından zorla ve kan dökerek kaçırılması olayının medyada yer alma biçimine.

Çekirdeğinde ileri teknoloji (dijital teknoloji) şirketlerinin bulunduğu yeni Amerikan oligarşisinin çıkarları ve küresel hesaplarının esas alındığı, Yeni ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, aslında olacakları haber veriyordu. Yeni emperyalizm, ABD eşkıyalığının Trump liderliğinde kendisini hiçbir incelik gözetmeden ortaya koyması, dünyayı şaşırttı sadece. Diplomasinin sahte nezaketine bile gerek duymadılar.

Ortada tartışmasız bir haydutluk, uluslararası hukukun kaba şekilde çiğnenişi var. Bağımsız ve egemen bir ulusun devlet başkanı hukuk dışı bir korsanlıkla, zor kullanılarak ve cinayet işlenerek kaçırıldı. Maduro hukuken bir savaş esiridir. Değilse, ABD yönetimini eline geçiren bir siyasi çetenin elinde rehin durumundadır. ABD bir terör örgütü gibi davranmıştır.

Bilindiği gibi, olayın daha ikinci günü ünlü İngiliz "saygın" yayıncılık kurumu BBC, bütün birimlerine yayınladığı bir genelge ile Maduro ve eşi için "kaçırıldı" ifadesinin kullanılmasını yasakladı. Bu ifade yerine, "yakalandı" gibi sözcüklerin ve yüklemlerin kullanılması istendi. Dil önemliydi. Bu haydutluğu sıradanlaştırmak, meşrulaştırmak, hukuki ve olağan bir operasyon gibi sunmak için kullanılacak kavramlar yaşamsal önem taşıyordu.

Sanki ortada bir ülkenin başta petrol olmak üzere zenginliklerinin emperyalist bir yağmalanması değil de, bir ABD mahkemesinin bir şüpheli hakkında verdiği yakalama kararının uygulanması gibi bir izlenim yaratılmak........

© Birgün