menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kapitalist uygarlığımız fosil kaynaklardan vazgeçebilir mi?

18 7
31.10.2025

Her üretim kaçınılmaz olarak doğadan bir şeyler almak ve tüketirken de az ya da çok kirletmek anlamına geliyor. Varlığının devamı ancak büyümekle gerçekleşen, kâr arayışı diğer tüm amaçların üstünde olan kapitalizmin ise doğanın kendini yeniden üretme yeteneğini dikkate alması, yaşayan organizmaların kendi içinde ve organizmalarla suyun, toprağın ve havanın fiziksel yönleri arasında sürüp giden etkileşim ve alışveriş döngüsünü hesaba katan metabolik bütünlüğü koruması mümkün değil.

Dünya sistemi bilimi alanında öncü bilim insanlarınca her biri gezegen üzerindeki yaşam için ciddi tehdit oluşturan ve dahası birbirini de tetikleme potansiyeli taşıyan 9 adet «gezegensel sınır» belirlenmiş durumda:

İklim değişikliği,

• Okyanus asitlenmesi,

• Ozon eksilmesi,

• Azot ve fosfor döngüleri,

• Küresel tatlı su kullanımı,

• Toprak kullanımında değişiklikler,

• Biyoçeşitliliğin azalması,

• Atmosferik aeorosol yüklemesi,

• Kimyasal kirlilik.

Diğer yandan hem belirlenmiş olan gezegensel sınırı aşmış olması hem de diğeriyle kesişimde merkezi bir konuma sahip olması nedeniyle iklim değişikliği en büyük ve acil tehdidi oluşturmakta. Yapılan hesaplamalara göre küresel ısınma ve iklim değişikliğini durdurmak için fosil enerji kaynaklarının (petrol, doğalgaz, kömür) en azından yüzde 80’inin toprağın altında kalması gerekiyor.

Peki, kapitalizm bunu başarabilir mi?

İklim değişikliğini çözebilmenin birinci teorik olasılığı sıfır (hatta negatif) büyümenin sağlanabilmesidir.

Sıfır büyüme, şirketlerin elde ettiği tüm kârların (aşınma payı bir yana) ya kapitalistlerce kendi tüketimlerine harcanması ya da işçilere ücret olarak veriliyor olması gerekiyor. Kapitalistler ve işçiler bu parayı harcadıklarında üretilen mal ve hizmetleri satın alacaklar ve ekonomi durgun bir durumda sıfır büyüme seviyesinde sürecek. Yani sermaye birikimi sözkonusu olmayacak. Açık ki, böyle bir toplum kapitalizm değil; her seferinde daha çok üretmek zorunda olan kapitalizm varlığını devam ettirebilmek için daha çok doğal kaynak, enerji, makine ve insan emeğine ihtiyaç duyar.

O zaman ikinci soru kendini dayatıyor, sınır tanımaz bir şekilde büyümek zorunda olan kapitalizm enerji ve hammadde ihtiyacını fosil kaynaklar olmadan sağlayabilir mi? Bu soruya da olumlu bir cevap vermek çok kolay değil.

Her şeyden önce günümüz burjuva uygarlığı temelde bir petro-kimya uygarlığı. Günlük hayatta ve endüstride kullanılan kritik pek........

© Birgün