menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

20 bin lira ile yaşam mücadelesi: Küresel emekli isyanları ve Türkiye’deki sessizliğin şifreleri

24 15
11.01.2026

2026 yılına girerken Türkiye’de emekli gündemi, sadece bir ekonomik başlık değil, bir "geçim imkansızlığı" sarmalına dönüşmüş durumda. Hükümetin, yükselen toplumsal tepkiler sonrası en düşük emekli aylığını 20 bin TL olarak belirlemesi, hayatın sert gerçekleriyle bağdaşmayan bir tablo ortaya koydu. Ancak bu durumun barındırdığı asıl çelişki, rakamın küçüklüğünden ziyade, bu rakama muhatap olan kitlenin devasa siyasal gücüdür. 2026 yılı itibarıyla sayıları 16,2 milyonu bulan emekli, dul ve yetim aylığı alanlar; Türkiye’deki yaklaşık 64 milyonluk seçmen nüfusunun yüzde 25’inden fazlasını oluşturmaktadır. Sandığa giden her dört kişiden birinin doğrudan bu cenderenin içinde olduğu bir iklimde, 20 bin TL gibi bir rakamın "iyileştirme" olarak sunulması ve bu devasa kitlenin anayasal demokratik tepki kanallarını kullanmaktaki sessizliği, sosyolojik ve politik bir analiz gerektirmektedir.

Hukuk devletlerinde emekli maaşı, devletin vatandaşına sunduğu bir "yardım" veya "lütuf" değil; bireyin çalışma hayatı boyunca ödediği primlerin karşılığı olan bir haktır. Anayasa’nın 60. maddesi, "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar" diyerek bu sorumluluğu devlete yükler. Bugün tartışılan 20 bin TL’lik sınır, sadece bir geçim meselesi değil, mülkiyet hakkının ve "insanca yaşam ilkesinin" ihlali noktasına evrilmiştir. Bu nedenle, emeklilerin taleplerini dile getirmesi, siyasi bir polemikten öte,........

© Birgün