Gülistan Doku dosyasında kritik eşik: 700 saatlik kamera görüntüsü incelemede
5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku dosyasında yeni savcıyla birlikte kritik gelişmeler yaşanıyor.
“İntihar” senaryosunun çöktüğü, delillerin karartıldığı ve kamu görevlilerinin rol aldığı iddialarıyla gündeme gelen dosyada 700 saatlik yeni kamera görüntüsü incelemeye alındı. Ailenin avukatı Ali Çimen, “Dosya ilerliyor ama failler için tutuklama tedbirleri gecikmeden uygulanmalı” dedi.
Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli’de kayboldu. KYK yurduna dönmemesi üzerine ailesinin başvurusu ile başlatılan soruşturmada ilk günden itibaren “intihar” iddiası öne çıkarıldı.
Emniyet kayıtlarına göre Doku, kaybolduğu gün saat 11.29’da Tunceli Valiliği karşısındaki minibüs durağından üniversite aracına bindi. Ancak bu araçtan nerede indiği hiçbir zaman tespit edilemedi.
İntihar iddiasının çökmesinin ardından soruşturmanın yönü değişti. Yapılan telefon incelemelerinde, Gülistan Doku’nun babası adına kayıtlı telefon hattıyla en son erkek arkadaşı Zaynal Abarakov ile görüştüğü belirlendi.
Bu gelişmeyle birlikte Abarakov ve babası polis Engin Yücer, soruşturma dosyasında şüpheli olarak yer aldı. Ancak buna rağmen uzun süre etkili bir adım atılmadı.
Ortaya çıkan şüphelere rağmen Zaynal Abarakov’un cep telefonu aylarca incelemeye alınmadı. Kamuoyu baskısı sonrası, 27 Şubat’ta telefona el konuldu. Temmuz ayında ise Abarakov ile Gülistan Doku’nun son kez birlikte görüldüğü görüntüler bilirkişiye gönderildi.
Bilirkişi raporunda, Abarakov’un görüntülerde “ihtar, ikaz ve izah anlamında bedensel hareketler” sergilediği belirtildi. Buna rağmen Abarakov’un ifadesinin uzun süre alınmadığı ortaya çıktı.
Avukat Ali Çimen, dosyada yalnızca bireysel değil, kurumsal bir örtbas olduğunu savundu:“Biz o aşamada Gülistan Doku dosyasının örtbas edildiğini söyledik. Delillerle oynandı, olmayan deliller yaratıldı. Bu yönde şikâyetlerimiz oldu ama dosya uzun süre işlemsiz kaldı.Üst düzey bir kamu görevlisinin de sürece dahil olduğuna dair beyanların savcılığa iletildiğini açıkladı:“Bize ulaşan bir kişi, Gülistan Doku dosyasının örtbas edilmesinde üst düzey bir kamu görevlisinin talimatıyla hareket edildiğini beyan etti. Bunu savcılığa bildirdik.”
Savcı değişikliğinin ardından soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. 31 Ekim 2025 tarihinde Gülistan Doku’nun kaybolduğu gün ve öncesine ait 700 saatlik KGYS ve işyeri kamerası görüntüsü dosyaya eklendi.
Ali Çimen, bu gelişmenin dosya açısından kritik olduğunu söyledi:
“Dosyamıza kadın bir başsavcı atandı. Bu değişiklikle birlikte taleplerimiz değerlendiriliyor. Dosyada derinlemesine bir araştırma yürütülüyor.”
Avukat Çimen, şüphelilerin paniğe kapıldığını şu sözlerle dile getirdi:
“Bu ilerlemeyle birlikte failler çatırdamaya başladı. Mağdurun avukatına kadar ulaşıp ceza pazarlığı yapmaya çalışıyorlar.”
Çimen, soruşturmanın bu aşamasında tutuklama tedbirlerinin zorunlu olduğunu vurguladı: “Dosyada olumlu gelişmeler var ama tutuklama tedbirleri derhal uygulanmalı. Aksi halde dosya sağlıklı yürütülemez.”
Son olarak dosyanın kapanmasının kamuoyu baskısıyla engellendiğini belirten Çimen şunları söyledi:
“Kadın kurumlarının ve toplumun takibi olmasaydı bu dosya çoktan kapatılmış olabilirdi. İlk aşamada zaten intihar süsü verilerek kapatılmak istendi.”
(ZS/EMK)
Halep'te Suriye Arap Ordusu mensubu silahlı kişiler, İç Güvenlik Gücü (asayiş) üyesi kadın savaşçının cansız bedenini bir binadan aşağı attı.
Şeyh Maksud Mahallesinde kaydedilen görüntülerde silahlı grubun, savaşçının cansız bedenini, binanın üçüncü katından, "Allahu Ekber" sloganları eşliğinde aşağı fırlattığı görülüyor.
Büyük tepki toplayan görüntü, sosyal medya kullanıcıları ve insan hakları savunucuları tarafından "savaş suçu" ve "insanlık onurunun ağır ihlali" olarak nitelendirildi.
İnsan Hakları Derneği'nden (İHD) yapılan açıklamada, saldırının işkence ve aşağılama göstergesi olduğu belirtildi:
"Ölüye eziyet edilmemesi ve cenazeye saygı gösterilmesi, Cenevre Sözleşmeleri kapsamında bağlayıcı bir savaş hukuku kuralıdır. Bir Kürt kadının cenazesinin inşaattan atılması ve 'domuz' diyerek sloganlar atılması, açıkça bu sözleşmelerin ihlalidir ve savaş suçudur.
Cenevre Sözleşmeleri’ne imza koymuş tüm devletleri, kadın bedenine yönelik bu vahşi saldırı ve savaş suçları karşısında sessiz kalmamaya, sorumluları kınamaya ve hesap sorulmasını sağlamaya çağırıyoruz."
TJA’nın ise "Rojava'ya ve kadın bedenine yapılan saldırılar savaş suçudur; kabul etmedik, kabul etmeyecez" notuyla şu açıklamayı yaptı.
"Rojava’da hayat bulan demokratik toplum manifestosu; 'Jin, Jiyan, Azadî' felsefesiyle kadın özgürlüğünü merkezine alan, halkların, inançların ve kültürlerin eşit ve birlikte yaşamını esas alan tarihsel bir alternatif ortaya koymuştur. Kadınların özne olduğu bu yaşam modeli, Ortadoğu’da erkek egemen, ulus-devletçi ve militarist düzenler için doğrudan bir tehdittir. Tam da bu nedenle, kadın özgürlük paradigmasının bu coğrafyada hayat bulmasına küresel ölçekte karşı çıkılmakta; bunun yerine DAIŞ gibi toplum ve insanlık suçu işlemiş, katliamcı çeteler doğrudan ya da dolaylı biçimlerde desteklenmektedir.
"Jin Jiyan Azadî çizgisi yalnızca bir slogan değil; kadınların yaşamı, toplumu ve geleceği yeniden kurma iradesidir. Bu irade; kadın kırımına, inkâra, işgale ve........© Bianet
