menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“NATO Zirvesi günü, sosyalistlerin olduğu her yer direniş alanına dönüşmeli”

23 0
03.07.2026

Ankara’nın ev sahipliği yapacağı 36. NATO Zirvesi’ne dört gün kaldı.

Başkent, zirve öncesinde adeta yeniden düzenleniyor. Yol çalışmaları hızlandırılırken, gecekondular brandalarla kapatılıyor, sokakta yaşayan köpekler toplatılıyor, atlı polisler kent merkezinde devriye geziyor.

Ancak hazırlıklar yalnızca fiziki düzenlemelerle sınırlı değil. Kamuoyunda “NATO operasyonları” olarak anılan gözaltı ve tutuklama dalgası da zirve hazırlıklarının bir parçası olarak sürüyor. Söz konusu operasyonlar kapsamında 2 Temmuz 2026 itibarıyla en az 170 kişi tutuklandı, 36 kişi ise ev hapsi de dahil olmak üzere adli kontrol tedbirleri ile serbest bırakıldı.

Son olarak 29 Haziran’da Dolmabahçe’de düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi öncesinde 89 sosyalist, kötü muamele ile gözaltına alındı.

Gözaltına alınan ve hastanedeki sağlık kontrollerinin ardından serbest bırakılan gençlerden ikisi Dilan Köse ve Hejar Al ile gözaltı süreçlerini, neden NATO’yu protesto ettiklerini, sosyalist gençlerin bugünkü siyasal atmosferi nasıl okuduğunu konuştuk. 

Gençlik Devirecek’te örgütlü olan Köse ve Al’a göre 19 Mart süreci gençlik hareketine bir ivme kazandırmış durumda. 

Gençler, Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yönelik “mutlak butlan” kararının da sosyalist hareketin hanesine bir artı olarak yazılacağını, çünkü CHP’nin sola yaklaşabileceğini düşünüyorlar. 

“Eylem yapma şüphesi”

Neden Dolmabahçe’de gözaltına alındınız?

Hejar: Aslında bizimle başlayan bir süreç değil bu. Bizden önce de birçok devrimciye operasyon düzenlendi. Bizim gözaltına alınmamızın nedeni ise NATO Parlamenter Zirvesi’ne karşı planladığımız yürüyüştü. Yürüyüşü farklı gençlik örgütleriyle birlikte planlıyorduk; ancak henüz eylem gerçekleşmeden gözaltına alındık. Zaten mesele tam da bu. Son dönemde hukuka uyduramadıkları bir uygulama var: Sosyalistler daha eyleme çıkmadan, “Eylem yapabilir,” denerek gözaltına alınıyor ya da fiilen alıkonuluyor. “Gözetim altında tutma”, “eylem yapma şüphesi” gibi hukukta karşılığı olmayan gerekçeler üretiliyor.

Biz de polise bunu söyledik. Ortada gerçekleşmiş bir eylem yoktu. Kaldı ki eylem yapsak bile bu gözaltı gerekçesi olamaz. NATO’ya karşı pankart açabilirim, bunun onlara göre hukuki karşılığı varsa hakkımda soruşturma açılır ya da idari yaptırım uygulanır. Ama doğrudan gözaltı süreci işletilemez. Son dönemde özellikle devrimcilere yönelik operasyonlarda dosyaları kabartmaya çalışıyorlar. Eski soruşturmalar, yıllar önceki eylemler, hatta onlarca yıl önce feshedilmiş örgütlerle ilişkilendirmeler dosyalara ekleniyor. Böylece tutuklama için zemin oluşturulmaya çalışılıyor.

Dolayısıyla gözaltına alınmamız, Türkiye’deki mevcut hukuk pratiği açısından şaşırtıcı değildi. Ama bu, söz konusu keyfi uygulamaları kabul ettiğimiz anlamına gelmiyor. Gözaltına alınırken de buna direndik. Sonrasında buna “polise mukavemet” diyorlar ama hukuksuz bir gözaltıyı sorgulamak ve buna karşı çıkmak en doğal hakkımız.

NATO'ya karşı yapacağımız eylem öncesinde arkadaşlarımız gözaltına alındı. Yoldaşlarımız gözaltına gelen polislerin yüzüne devrimcilerin kararını okudu: Siz NATO'nun bekçisisiniz. Biz 6.filoya karşı direnen Mahirlerin, Denizlerin yoldaşıyız. Bu topraklarda NATO'cular… pic.twitter.com/Fqfdx2ZHXe — Sosyalist Mücadele İnisiyatifi (@sminisiyatif13) June 29, 2026

NATO'ya karşı yapacağımız eylem öncesinde arkadaşlarımız gözaltına alındı. Yoldaşlarımız gözaltına gelen polislerin yüzüne devrimcilerin kararını okudu: Siz NATO'nun bekçisisiniz. Biz 6.filoya karşı direnen Mahirlerin, Denizlerin yoldaşıyız. Bu topraklarda NATO'cular… pic.twitter.com/Fqfdx2ZHXe

Size yönelttikleri suçlama neydi?

Hejar: Bize somut bir suçlama yöneltmediler. İlginç olan da bu zaten. Gözaltına almaya geldiklerinde kendilerine “Hakkımda yakalama kararı mı var?” diye sordum. “Yok,” dediler. “Gözaltı kararı var mı?” dedim, yine “Yok,” cevabını verdiler. Ben de “O hâlde çıkıp gidebilirim,” dedim. Buna rağmen sağlık kontrolüne, ardından karakola, sonra tekrar hastaneye götürüldüm ve sonunda serbest bırakıldım. Fiilen gözaltına alınmış oluyorsunuz; ama bunu farklı isimlerle meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

Gözaltında şiddet de artık normalleştirilmeye çalışılıyor. Örneğin biz ters kelepçeyi işkence olarak görüyoruz. Polisler ise bunun “normal bir uygulama” olduğunu anlatmaya çalışıyor. Biz de her gözaltında bunun normal olmadığını söylemeye devam ediyoruz. Çünkü bu normalleşmeyi kabul edersek, hukuksuzluk daha da yaygınlaşacak.

“Emperyalist bir savaş örgütü”

NATO’ya neden karşı çıkıyorsunuz? Sosyalist gençler açısından NATO neyi temsil ediyor? 

Hejar: NATO yalnızca iktidar tarafından değil, muhalefetin önemli bir bölümü tarafından da bir “güvenlik örgütü” olarak sunuluyor. Toplumda da bunun karşılığı var. Eylem çağrısı yaptığımızda insanlar “Neden NATO’ya karşı çıkıyorsunuz, ülkeyi o koruyor,” diyebiliyor. Eğer iddia ettikleri gibi gerçekten yalnızca bunun için kurulmuş olsaydı, Sovyetler Birliği dağıldığında kendisini feshetmesi gerekirdi. Ama tam tersi oldu ve NATO emperyalist bir savaş örgütü hâline geldi. Yugoslavya’dan Afganistan’a, Irak’tan bugün Ortadoğu’daki savaşlara kadar NATO’nun doğrudan ya da dolaylı rolünü görüyoruz.

Bugün de savaşlardan en büyük kârı NATO ülkeleri ve onların savaş sanayisi elde ediyor. Filistin’deki soykırıma karşı tutumları da bunun en güncel örneği. Bir yandan insan hakları, çevre, LGBTİ haklarından söz ederken diğer yandan savaş politikalarının parçası olmaya devam ediyorlar. Türkiye de bu paylaşım savaşlarının dışında değil ve bölgedeki emperyalist planlarda aktif rol üstleniyor. Bunun bedelini ise halk ödüyor. Derinleşen yoksulluk, düşük ücretler, öğrencilerin yetersiz burslarla yaşamaya çalışması bu politikaların sonucu.

Diğer yandan, zirve için Ankara’da olağanüstü “güvenlik önlemleri” alındı. Yollar düzenleniyor, milyonlarca lira harcanıyor. Ama aynı süreçte halk açlıkla mücadele ediyor. Sosyalistler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.

Bir üniversite öğrencisine “Neden NATO’ya karşı çıkmalıyım?” diye sorsa, nasıl yanıt verirsiniz?

Dilan: Gençliğe NATO’yu anlatmanın en etkili yolu, meseleyi doğrudan onların hayatına dokunan bir yerden kurmak. Bugün üniversiteler NATO için mühendisler, askerler ve teknik personel yetiştiriyor. Bizim gençlik çalışmamızın önemli........

© Bianet