Şiddet gören kadınlar: Devlet affediyor da ben neden edeyim?
Türkiye, 1921’den 2024’e kadar 52 kez af kanunu çıkardı. Bunlardan yedisi (1922, 1923, 1933, 1960, 1963, 1966 ve 1974) genel af niteliğindeydi. Büyük bölümünün amacı, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısını azaltmaktı. 2000’de çıkan şartlı salıverme yasası, bu sayıyı o zaman 70 binlerden 50 binlere indirmişti.
Pandemi ve cezaevlerindeki yoğunluk nedeniyle 15 Nisan 2020'de de ceza infaz yasasında değişiklik yapıldı ve ilk etapta 40 bin, sonra toplamda 110 bin kişi tahliye edildi.
Şimdi yine bir af düzenlemesi ile karşı karşıyayız. 3 Kasım 2025 itibariyle, Türkiye’deki toplam 304 bin 886 kapasiteli 402 hapishanede, 428 bin 267 mahpus bulunuyordu. Kamuoyunda “11. Yargı Paketi” olarak bilinen ve af niteliğindeki düzenlemeleri ile tartışılan torba yasa, 25 Aralık’ta yürürlüğe girdi. Böylece 31 Temmuz 2023 öncesinde işledikleri suçlardan hüküm giymişlere tahliye yolu açıldı. Serbest kalanlar arasında şiddet faili erkekler de var.
Ankara'da yaşayan Kadriye Aydemir’i kocası 2021’de silahla yaraladı. Aydemir, Felçli kaldı. Bir sonraki infaz düzenlemesinin ayrıntılarını korku içinde bekliyor:
“Beni vuran failin hiçbir şekilde dışarı çıkmamasını istiyorum. Bu paketle çıkarılsaydı, şimdi ben hayatta değildim. Ama 12. Yargı Paketi konuşuluyor. Cezası indirilebilir. Sürekli bir panik halindeyim. Mahkumları dışarı çıkarıp bizi içeri alsalar daha güvende oluruz. Adam beni öldürmeye teşebbüs etti. Beş yıl oldu, yürüyemiyorum. 27 yaşındayım, altıma yapıyorum, hala bebek gibiyim. Bezsiz diğer odaya bile geçemiyorum. Nefes alıyorum ama ölüden farkım yok. Doktorların dediğine göre asla yürüyemeyeceğim. 11. Yargı Paketi geldi, 12'nci gelecek, sonra 13'üncü...”
Af düzenlemelerinin sadece kendisini değil tüm ailesini tehdit ettiğini belirten Aydemir, cezaevine girenlerin terbiye olmadan çıktıklarını, daha çok suç işlediklerini, bu yüzden korktuğunu söyledi:
“İnşallah bir sonraki yargı paketinden yararlanmaz. Ben markete bile inemezken, o beş yıl sonra özgür mü kalsın? Benim olayımda, fail gece nezarette kalıp öğlen savcılık onu salıverince bir saat sonra gelip beni vurdu. Savcılıkta bir işlem uygulansaydı ben şu an bu halde olmazdım.”
Kadriye Aydemir'in korkuları yersiz değil. 11. Yargı Paketi daha uygulamaya geçmeden 12'nci paketin sinyalleri verildi.
Teklif Meclis’te kabul edilir edilmez, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız; “İstisna tutulanlar biraz daha sabretsin” diyerek yeni bir af paketinin işaret fişeğini yaktı. 12’nci Yargı Paketi’nde temel gündemin tutukluluk süresinin kısalması olacağı konuşuluyor. Buna göre; üç yıllık şartlı tahliye ile infazının dolmasına üç yıl kalan hükümlüler serbest kalabilecek. Cezasının yarısını çekenlere şartlı tahliye yolu açılacak.
İlk günden itibaren kadın örgütleri tarafından eleştirilen, sosyal medyada ve sokaklarda protesto edilen teklif yasalaştığında, Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK), “Gizli ya da açık çıkartılan aflar, kadınlara, çocuklara ve tüm topluma yönelik suçların artışında çok önemli bir etken. Bu aflar, potansiyel failleri cesaretlendiriyor” açıklamasını yaptı.
Tepkiler artarak devam ederken, yasa yürürlüğe girdi ve tahliyeler de başladı. Aftan faydalanarak, “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” suçlamasıyla bulunduğu cezaevinden tahliye edilen Okay Gür, dini nikahla evli olduğu iddia edilen 28 yaşındaki Rojda Yakışıklı’yı öldürdü.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, af paketinin daha birkaç gün önce kabul edildiği Meclis'in önünde; "Tek fail Okay Gür değil. Fail, bu Meclis'te hiç düşünmeden bu yargı paketini geçirenlerdir, bunun arkasındaki siyasi iradedir" açıklamasını yaptı.
Endişeler, bu cinayetle haklı çıkarken; şiddete maruz bırakılan kadınlar, başka suçlardan içeride olan faillerin affedilmesi veya erken salıverilmesinden duydukları endişeleri anlattı:
Kocaeli'de yaşayan E.S., kocasından uzun yıllar şiddet gördü. Fail bu nedenle hiç ceza almadı ama işlediği başka suçlar nedeniyle cezaevinde. E.S., yeni af düzenlemesiyle hapisten çıkmasından korkuyor. Yasa teklifini TBMM'den geçirenlere öfkeli.
Aydemir şöyle diyor:
“Beni dövüyordu, bayılıyordum, soğuk suyla ayıltıp yine şiddet uyguluyordu. Bu suçlulara verilen bir ceza olsa, bu şekilde cesaret edemezlerdi. Bu zamana kadar yaptıklarının bir cezası olmadığı için zaten bu kadar cüret ediyor. Bu kişiler kadınlara şiddet uygulamaya devam ediyorlar. Af haberlerini görünce çok kötü oldum. Hiçbir suç cezasız kalmamalı. Ben de hayatıma özgür bir şekilde devam etmek istiyorum. Neden korku içinde yaşayayım ki?”
Ona göre af düzenlemeleri ile kadınlar giderek daha çaresiz bir konuma sürükleniyor. Çocuklarının da risk altında olduğunun altını çiziyor:
“Devlet affediyor da kadınlar affetmiyor ki. Neden affedeyim? Ben o kadar şey yaşamışım, yaşadıklarımın hepsi de onun yanına kar kalmış. Hepsi cezasız kalmış. Psikolojimin bozulmasıyla, çocuklarımın ruh sağlığının bozulmasıyla kalmışım. Böyle bir durumda bile sağlıklı çocuklar yetiştirmeye çalışıyoruz. Kadınların işi çok zor. Böyle insanların dışarı çıkmaması lazım. Bunlar dışarıda olduğu sürece kadınlara ve çocuklara rahat yok. Neden ben korku içindeyim? Sesimi duyurmaya çalışıyorum. Daha ne yapabilirim ki? Çaresiz kalıyoruz. Bu kararı veren insanları biz seçiyoruz, bizim oyumuzla bir yerlere geliyorlar. Affedenlerin de bizimle aynı şeyleri yaşamaları mı gerekiyor? Suç işleyenler ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor. Ben dolaşamıyorum. Her an bu olasılığı düşünerek yaşıyorum.”
Kadriye Aydemir’in avukatı Soner Fida Ergin, bir sonraki düzenlemenin onun için neden tehdit oluşturduğunu anlattı:
“Kadriye’nin dosyasında fail 18 yıl 6 ay ceza aldı. Halen cezaevinde. Kadriye’nin eşi olduğu için bu düzenlemeden faydalanmadı ama 12. Yargı Paketi geliyor. O biraz daha vahim. Çünkü onda böyle bir kapsam daraltması olmadan beş yıllık indirim ve tahliyelerin olacağı tahmin ediliyor. Bizi de korkutan durum bu. Sadece af değil, erken salıverme de büyük bir tehlike.”
Uyuşturucu suçlarının giderek artmasına ve diğer suçlarla olan kesişimine de değinen Ergin, af kapsamında salınan ve eski eşini öldüren suçluyu hatırlattı:
“‘Uyuşturucu suçları, ticaret boyutuyla dahi kapsam dışı bırakılmadı. 'Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçundan içeri giren birini afla salıverdiler, gitti Diyarbakır’da eşini öldürdü. Kadına yönelik şiddet eylemlerinin çoğu, uyuşturucu madde kullanan veya ticaretine bulaşmış kişiler tarafından yapılıyor. Kadriye'nin örneğinde de durum böyle. Şimdi siz bu suçları kapsam dışı bırakmazsanız, şiddetle nasıl mücadele edeceksiniz?”
Avukat Sevda Demirtaş, kapsam dışı kalan suçlarla ilgili bir başka noktaya dikkat çekti: “Kadına yönelik şiddet yalnızca ölümle sonuçlanan eylemleri kapsamıyor. Bu yüzden söz konusu düzenleme, kadınların yaşam hakkını tehdit ediyor. Bu cezasızlık politikası failleri cesaretlendiriyor. Kadına yönelik şiddet eylemlerinin........
