Suriye, Umman, Mısır, Pakistan, Ürdün politikaları
Gelin bu yazıda coğrafyamıza çok da uzak olmayan bazı ülkeler ile milli çıkarlarımızı ilerletecek fırsatlar konusuna değinelim. Suriye’ye Lübnan’da kurulan tuzak, Umman ile ilişkiler, Ürdün ile STA problemi, yurtdışına yönelen gayrimenkul yatırımı taleplerini yönetmek, Hırvat karayolu geçişlerinde gümrük beklemeleri, Bangladeş-Pakistan barışı ve Avusturya Demiryolları’nın İstanbul’a sefer koyması konularını işleyelim.
Suriye Lübnan tuzağına düşmemeli!
Suriyeli bir Ermeni olan Kevork Almassian’ın ‘Syria Analysis’ isimli bir YouTube kanalı var. Tavsiye ederim. Kevork iyi eğitim almış, hayatının önemli bölümünü Suriye’de geçirmiş bir yayıncı. Kafası iyi çalışıyor ve olayları iyi analiz ediyor. Geçenki yayınında Lübnan’daki Hizbullah konusuna değindi. Ona göre Lübnan’da İsrail saldırılarına karşı direnen tek unsur Lübnan Şiileri ve İran destekli silahlı grup olan Hizbullah imiş. Sünni gruplara liderlik eden politik şahısların genelde ABD ve dolaylı olarak İsrail güdümünde hareket ettiğini belirtiyor. Ayrıca IŞİD benzeri Sünni grupların içindeki bazı alt grupların yurtdışı istihbarat örgütlerince kullanıldığını ve ilk fırsatta bunlara Şii katliamı yaptırılacağını belirtiyor ve Hizbullah’ın silah bırakmasının katliamları ile sonuçlanacağını belirtiyor. Suriye liderliğinin de Lübnan’daki Şii nüfusa ve Hizbullah’a karşı kullanılacağını ve böylece İsrail işgalinin önünü daha da açacaklarını düşünüyor. Kevork’un düşünceleri ve geçenlerde Trump’ın sözleri ilginç derecede örtüşüyor. Trump diyor ki: ‘İsrail bölgeyi bombalamasın, ben İsrail’e olan tehditleri Suriye’yi kullanarak halledeceğim.’ Kevork’un kaygıları sağlam temele dayanıyor mu bilemiyorum, bence bu mümkün. Kevork sahayı çok iyi bilen biri, onun lafına itibar etmek lazım. Bu bağlamda Hariciyemizi de uyarmak lazım. Suriye ve Lübnan ilişkilerine dikkat edilmeli. Suriye yönetiminin Lübnan’da Şiileri ve genel olarak Sünni harici grupları hedef almalarına izin verilmemeli. Bölgede daha fazla şiddete, hele ki iç savaş formunda şiddete gerek yok. Barışın bölgede sağlanması için en hızlı ve güvenilir yol, İsrail’in Lübnan ve Suriye’de işgal ettiği bölgeleri terk etmesi olabilir.
Umman ile yakınlaşmalıyız
Umman, Körfez bölgesinin kadim bir ülkesidir. Tarihi çok eskilere gider. Komşuları Yemen, BAE ve Suudi Arabistan’dır. İran Körfezi’nin bir tarafını İran tutar, diğer tarafını ise Umman tutar. Umman’ın başkenti Muskat ’tır, nüfusun çoğu bu şehir civarında yaşar ve bir dönem Osmanlı egemenliğinde yaşamış bir şehirdir. Maskat’tan arabayla Dubai veya Abu Dabi’ye gitmek süre ve mesafe olarak İstanbul-Ankara gibidir. Umman’ın mevcut kriz döneminde önemi artmıştır. Diğer Körfez ülkelerinden farklı olarak İran ile dosttur. Türkiye’nin Umman’daki politik ve belki de askeri varlığını güçlendirmesi uzun vadede faydalı olacaktır. Unutmayalım ki, hemen karşı kıyıda, Somali’deki sondaj gemimiz, dünyanın en pahalı ve süre olarak uzun deniz sondajlarından birini yapmaktadır. Kıyıya makul uzaklıktaki sahalarda 3 tane sondaj yapılabilecek zamanı, tek bir Somali deniz sondajına harcıyoruz. Somali’de arzu edilen sonuç alınamaz ise bu sondaj karar verme süreçlerini tekrar gözden geçirmek gerekir. Hazır deniz tabanı haritalama ve sondaj gemilerimiz o bölgedeyken Umman kıyılarında da düşük riskli, hızlı ve ucuz sondaj denemeleri yapmak uygun olabilir. Umman Havayolları dönem dönem Pegasus’tan uçak kiralar. Umman Havayolları’nın Türkiye hatlarına daha çok uçuş koymasını sağlamak uygun olur. Umman’ın güneyinde ‘Mesire Adası’ vardır. Hem okyanus hem çöl hem bakir sahilleri ile büyük turistik potansiyel taşır. Zamanında İngiltere ve ABD bu adayı askeri üs olarak kullandılar ancak bugün pek izin alamıyorlar. THY’nin de desteği ile bu adanın turistik merkeze dönüştürülmesi uygun olabilir. Genelde bu tür bakir bölgelere ilk giren turistik yatırımcılar en iyi bölgenin tahsisini alırlar. BAE ve Suudi Arabistan’ın gelecekte bir tür savaşa tutuşması ihtimalini bölge uzmanları (misal Hüsnü Mahalli) dillendirmektedirler. Bu savaşın olası sonuçlarından biri, BAE’nin Umman’ın bir parçası haline gelmesi olabilir. Umman ile ilgili diğer bir fırsat, planladığımız Hicaz Demiryolu’nun Umman sahillerine uzatılması konusudur. Diğer önemli bir fırsat ise Umman’a Türk SİHA’ları ve radarları satmak olabilir. Bu sayede stratejik olan İran Körfezi bölgesinde Türkiye’nin dolaylı etkisi artacaktır. İran Krizi döneminde ortaya koyduğu tavır ile Umman, Türkiye’nin bölgede güvenebileceği bir ortak olduğunu kanıtladı.
Ürdün ile STA sekiz senedir askıda
Ürdün ile Türkiye arasında 2011 yılından beri Serbest Ticaret Anlaşması var idi ve 2018’de Ürdün bu anlaşmayı askıya aldı. Ürdün kendince haklı çünkü anlaşma fazlaca Türkiye lehine dış ticaret fazlası oluşturdu. Bu konuda bizim kendi ilgili bakanlarımızı sorumlu tutmamız gerekli. Aradan sekiz sene geçmiş ve bu konuda bir adım atılmamış. Ayrıca Türk kara ticaret filosunun sınır geçişlerinde de hâlâ beklemeler, fazlaca kontroller ve ilave maliyet unsurları var. Türkiye’nin kara ticaret filosunun bu bölgede rahatça işini yapabilmesini sağlamak gerekli. İlgili politika yapıcıları göreve çağırmalıyız. Önümüzde önemli bir Hicaz Demiryolu projesi var ve Ürdün geleneksel olarak ABD ve İsrail etkisi altında bir ülkedir. Ürdün ekonomisindeki varlığımızı güçlendirmeliyiz ki siyasetinde de daha çok etkili olabilelim. Ayrıca nasıl ki Ürdün bizim STA’yı milli menfaatleri uyarınca askıya aldı, bizim de Güney Kore ile aramızdaki, büyük açık verdiğimiz STA’yı askıya almayı değerlendirmemiz veya güncellememiz gerekli.
Yurtdışında villamı nerede........
