Artık Avrupamerkezci varsayımlar olmayacak
“Doğu Ekspresi’nde Cinayet” adlı metaforik roman, sadece kültürlerarası bir algıyı aydınlatmakla kalmayıp, aynı zamanda Batı-Avrupa’nın politik yaklaşımını çözümleme gibi değer katan işleviyle de Batı’nın Oryantalizm bakış açısının dikkate değer bir parçası olmuştur.
“Doğu Ekspresi’nde Cinayet”e kültürlerarası algı için atıfta bulunmayı tercih etmemin nedeni, yazar Agatha Christie’nin başarılı kültürlerarası karakter analizi ile ilgili değildir. Aksine, tercih nedenim, Batı-Avrupa edebiyatından bir yazarın Oryantalizm üzerine en açık görüşünü anlattığı, eleştirel okuyucuya uyandıran, o zamana kadarki en iyi algıyı somutlaştıran bir retoriğe sahip olmasından kaynaklanmaktadır.
Romanın ana teması, John Rawls’un “Bir Adalet Teorisi” adlı liberal çalışmasında yaptığı benzetmeye gönderme yaparak, “sosyal süreçte Doğu toplumunun yolculuğunun” sanki bir otobanın en yavaş şeridinde ilerliyormuş gibi bir betimlemeye sahiptir. Romanın merceğinden, Doğu’nun toplumsal süreci ‘ilkel’, ‘ilerlemeyen’, ‘insanlık dışı düzensizliğe tolerans gösteren’ olarak ‘afişe edilmektedir’.
Roman karakterleri, sosyal değerleri simgeleyen çeşitli Batı Avrupa kökenli etnik kökenler ve sosyal sınıflar arasından seçilmiştir. 1974 yapımı film, bilinçaltı metni güçlendirmek için karakterleri daha da abartmıştır. Cinayet kurbanının kendisi, bir İtalyan mafya üyesi olan ‘Castelli’nin gizli kimliğiyle, Amerikalı -Batchett- adlı sahte bir kimlik ardında hareket eden bir suçlu, bir katildir.
Karakterler arasında çok farklı bir Avrupa köklü sosyal yapı vardır: İntihar eden tren kondüktörünün kızı, aristokrat kökenli bir Alman hanımefendi, kurban tarafından öldürülen küçük kızın ebeveyni, bir İsveçli misyoner…
On iki kişi kurbanı on iki farklı araçla ve şekilde bıçaklamıştır. Bu, Amerikan hukuk geleneğindeki jüri sistemine mükemmel bir göndermedir. Karşılıklı rollerin değiş tokuşu ve katilin kurban olması Dostoyevski’ye bir analojidir; hatta karakterler arasında bir ‘Sonya’ ve ‘Suç ve Ceza’nın diğer unsurları da mevcuttur.
Genişleyen analizler çeşitli veya çelişkili bilinçaltı metinler bulsa da bunlardan farklı olarak geriye inkâr edilemez tek bir gerçek kalmaktadır: Tren Doğu’ya doğru gitmiş ve her yolcu suça bulaşmış, kurbana (gerçek bir suçlu olan Batchett) göz kırpan mahkeme sistemi yozlaşmıştır.
Kısacası, roman ve daha kesin olarak film, Batı Oryantalizminin bakış açısıyla, Hegemonik Batı’nın Doğu’nun yerlileri ve Afrika-Amerika kıtasının yakın zamandaki kolonileriyle ilişkisini nasıl kuracağına dair bir mesaj sunmaktadır.
Bu, yaratıcı endüstrilerin bir yumuşak güç olarak etkisidir.
Yukarıda sözü edilen edebi eserdeki mesaj, sömürgecilik tarihi kadar eskidir.
Bu yüzyılda modern uluslararası hukukun kurucu babalarından biri olarak anılan Fransisco Di Vitoria, bu mesajı ünlü makalesi “De jure belli Indis Noviter Inventis” ile veren ilk teorisyenlerden biri olarak bilinir. Vitoria bu makalede,........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin