menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa Birliği: Kuruluşundan dağılmaya doğru (3) K

57 24
23.02.2026

Avrupa Birliği Anayasası 2005 yılında Fransa ve Hollanda halkının “Hayır” demesiyle kabul edilmedi ve rafa kaldırıldı. Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy’nin önerisi ile gündeme getirilen Lizbon Antlaşması ile durumu kurtarmaya çalıştılar. Lizbon Antlaşması1992 Maastricht Anlaşmasına dayanıyor ve reddedilen Anayasa içeriğini koruyordu. Sadece devletlerin egemenliklerine gölge düşüren bayrak gibi, marş gibi semboller çıkarılmıştı. Anayasa gibi referanduma sunulsaydı reddedileceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Bu kez ülke parlamentolarında oylanarak kabul edildi.

Lizbon Antlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte Avrupa Topluluğu olan Birliğin adı Avrupa Birliği (AB) olarak değiştirildi.Antlaşma üç ayak üzerine kurulmuştu:

Birincisi: Gümrük Birliği, Ortak Tarım Politikası, ekonomik ve parasal birlik, AB vatandaşlığı, eğitim, kültür, sağlık hizmetleri, sosyal politikalar, göç politikası ve Schengen Anlaşması.İkincisi: Ortak dışişleri ve güvenlik politikası.Üçüncüsü: Güvenlik güçleri ve adalet alanında işbirliği.

ORTAK POLİTİKALAR OLUŞTURAMADILAR

Birliğin, son 32 yılda bu politikaların hangilerini gerçekleştirdiği ve hangilerini gerçekleştiremediği çok kapsamlı bir değerlendirme konusu.

Bu süre içinde kavga dövüş ile yürüyen Ortak Tarım Politikası oluşturuldu. Ortak Para Birimi avroya geçildi ama izlenen ekonomik programlarla Avro Bölgesi sürekli bir kriz içinde oldu. Schengen Anlaşması konusundaki anlaşmazlıklar ise devam ediyor. Başta AB’nin motor ülkeleri Fransa ve Almanya olmak üzere Birlik üyeleri arasında özellikle ortak bir dış politika, ortak ordu, eğitim, kültür, sağlık hizmetleri, sosyal politikalar ve göç politikası oluşturulamadı. Güvenlik güçleri ve adalet alanında işbirliği konusunda da ileri bir adım atılamadı.

İSTİKRAR VE BÜYÜME PAKTI KURALINA UYAMADILAR

Maastricht Antlaşması’nın İstikrar ve Büyüme Paktı da uygulanamamıştı. AB’nin İstikrar Paktı, bütçe açığı milli gelirin yüzde 3’ünü ve kamu borçlarının da yüzde 60’ı geçen ülkelere yaptırım uygulanmasını öngörüyordu. Hiç bir AB ülkesi bu kriterleri gerçekleştirememişti.

Kovid-19 salgınının ve ardından Ukrayna'daki çatışmanın ekonomik etkileri nedeniyle, %3'lük bütçe açığı kuralı 2020'den 2023 sonuna kadar askıya alınmıştı. Kural, 30 Nisan 2024'ten itibaren revize edilmiş haliyle yürürlüğe girmiştir. Şubat 2025'te Financial Times'a verdiği röportajda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bu kuralın artık geçerliliğini yitirdiğini belirtti. Çünkü Fransa’nın bütçe açığını %3’ün altına indirmesi artık olanaksız görünmekte.

ÖNLENEMEZ KAMU AÇIKLARI

AB ülkelerinin neredeyse yarısı önemli kamu açıkları vermektedir. On bir üye ülke, 2024 yılında kamu açığının GSYİH'nin %3'ünü aşan bir seviyeye ulaştı.

Bütçe açıkları 2025 yılında %3’ün üzerinde olan AB ülkeleri: Romanya -%9,3, Polonya -%6,5, Fransa -%5,8, Slovakya -%5,5, Macaristan -%5, Avusturya -%4,7, Finlandiya -%4,4, Belçika -%4,4, İtalya,-%3,4, Malta %3,5,-İspanya %3,2. Avro Bölgesi ortalaması ise -%3,1.

İstikrar ve Büyüme Paktına uyan ve bütçe açıkları %3’ün altında olan ülkeler: Almanya, Hollanda, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Hırvatistan, Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya ve İsveç.

Sadece altı üye ülkesi 2024 yılında kamu fazlası vermektedir; İrlanda, Danimarka, Lüksemburg, Portekiz, Yunanistan ve Güney Kıbrıs.

BORÇ BATAĞINDA ÇIRPINMA

AB İstikrar ve Büyüme Paktına göre üye ülkeler kamu borçlarının `’ını geçmeyecek. Ama beş AB ülkesi GSYİH'ye oranla 0'ün üzerinde kamu borcuna sahip: Yunanistan (3,6), İtalya (5,3), Fransa, (4), Belçika (104,7) ve İspanya (1,8). Görüldüğü gibi aradan 15 yıl geçmesine rağmen Yunanistan, İtalya ve İspanya borç sarmalından kurtulamamış. Ve bu kervana Fransa ve Belçika eklenmiş. Almanya (b,5) dahil AB’nin en büyük ekonomileri buna uymamaktadır. 2024 yılı itibarıyla 20 Euro........

© Aydınlık