TOROSLARIN SON ÇOBANLARI VE YOK OLAN ARAZİLER
“Medeniyetler son nefeslerini yüksek dağ silsilelerinin zirvesinde verir.” Ünlü Fransız tarihçi Fernand Braudel'e ait bu söz aslında içinden geçtiğimiz süreçte Türkiye’nin son otuz yılında yaşanan hızlı kültür değişimini özetliyor. YÖRKAM müdürü Prof. Dr. Fatih Uslu hocamız “Yörüklerin dünü ve bugününe dair” ANSAN’da bir konuşma yapmıştı. Hocanın bu konuşması o kadar etkili olmuş ki aradan geçen zamana rağmen konuşmanın izleri hala hafızamda tazeliğini koruyor. Fatih Hoca, Braudel’in bu sözünü artık yok olma noktasına gelen Yörük geleneğinin Türk kültürü için ne kadar kıymet taşıdığını ifade etmek için kullanmıştı. Göç olgusunun kültürleri canlı tuttuğunu söyleyen Prof. Uslu, bunu farklı medeniyet tecrübeleriyle örneklendiriyordu. Bu konuda o, İbni Haldun’un devlet teorisinde bedeviliğin devlet kurmada motor güç olduğu örneğini veriyor. Ona göre göçebelik bir akarsuya benziyor. Göçebe topluluklar ile yerleşik hayata geçmiş halklar arasında -tazeliğini harekete borçlu olan- bol oksijenli ve dolayısıyla daha fazla canlı türü barındıran bir akarsu ile durgunlaşınca oksijeni azalan ve fazla canlıya yaşam hakkı tanımayan bir durgun su arasındaki benzerlik bulunmaktadır. Bu bağlamda Türklerin göç hikâyesinin tarih sahnesinde Türklere kattığı dinamizm ile İslam tarihindeki Hicret olayının İslam’ın gelişmesine nasıl bir canlılık kazandırdığını hatırlatmakta yarar var.
Fatih Uslu hocanın Yörüklerle ilgili yaptığı akademik çalışmaların yerel kültür alanında önemi çok büyük. Daha düne kadar görmezden gelinen, uzak durulmak istenen bir yaşam tarzının kıymeti söz konusu kültür yok olmak üzereyken hoca sayesinde fark edildi/fark ediliyor. Hatta Yörük olmak haklı olarak gurur duyulacak bir geleneksel kültür kodunu da bünyesinde taşıyor artık.
İlgi alanında sosyoloji ve antropoloji bulunan üstelik Yörüklerin geçiş ve konaklama noktalarında yaşayan birisi olarak söyleyeceğim çok şey var; ancak zaman........
