2026'da iki yakamız bir araya gelecek mi?
Eurostat verilerine göre Türkiye, 11 milyon 200 bin asgari ücretli çalışanla Avrupa'da ilk sırada yer alıyor...
DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu: "2026 daha kötü olacak, bu oranlarla 30 bin TL'yi bile göremeyeceğiz"
DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, 2026'nın işçi için daha zor bir yıl olacağını belirterek; "Orta vadeli programda yazdıklarını yaparlarsa, iğneden ipliğe her şeye yeni vergiler gelecek. Ağır ekonomik tablonun, yüksek enflasyonun, üretim daralmasının bütün bunların faturasını topluma, emekçiye, küçük esnafa yıkmaya dönük politikalarda ısrar edecekler" dedi. Çerkezoğlu, 2009'dan beri enflasyon hedefinin hiç tutmadığını ve 2026 asgari ücretinin 30 bin TL altında kalacağını söyledi.
Nefes'in haberine göre; DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu ile asgari ücret sürecini ve işçilerin yaşadığı zorlukları değerlendirdi.
2025 yılı sonunda asgari ücretin 16 bin TL'ye gerilediğini anlatan Çerkezoğlu, şunları söyledi:
"2025’te asgari ücret yüzde 30 artırıldı ama enflasyon yüzde 44.4 geldi. Türkiye bir asgari ücret ülkesi haline getirildi ve son 20 yıldır uygulanan politikalarla asgari ücret ortalama ücret oldu. Türkiye’de çalışanların yarısını asgari ücretli. Dünyanın hiçbir yerinde asgari ücret bu kadar gündem olmaz. Eskiden Türkiye’de asgari ücreti yıl sonunda konuşurduk ama şimdi tüm yıl boyunca konuşuyoruz.
2025’in başında yüzde 14.4 alacaklı başladı asgari ücretli. Şimdi hem enflasyon hem yüksek vergiler karşısında alım gücü ciddi oranda eriyor. Asgari ücretlinin resmi enflasyon karşısındaki 10 aylık kaybı 6 bin 322 lira. Asgari ücret 16 bin TL düzeyine düşmüş durumda. Yıl sonunda 15 bin liralara düşer. Bir ailede 4 kişi çalışsa da yoksulluk sınırına ulaşamıyor.
İktidar diyor ki hedeflenen enflasyon. 2009’dan bu yana hedef enflasyon hiç tutmadı. Bu kadar ciddi kayıp yaşamış asgari ücretliye yüzde 20’ler en fazla yüzde 30 zammın konuşulduğu bir sürece gidiyoruz. Bu oranlarla asgari ücret 30 bin TL’yi bile görmeyecek. Çalışanların yüzde 70’i toplu sözleşme kapsamında olsa asgari ücret hiç konuşulmazdı.
Önümüzdeki günlerde Türk-İş ve diğer konfederasyonlarla bir araya geleceğiz. Adaletsiz ücret politikasına karşı üç yıldır gelirde adalet vergide adalet talebiyle bir mücadele veriyoruz. Bunu tüm emek örgütleriyle büyütmek istiyoruz. Aralık ayı itibarıyla iş yerlerinde eylemlere başlayacağız. Asgari ücret işçinin ailesiyle birlikte geçineceği bir ücret olmalı. Ama Türkiye’de asgari ücret hâlâ tek bir işçi üzerinden hesaplanıyor. Bir de aile yılındayız. Herkesin birlikte yaşadığı bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi var."
"Bir yumurta 10 lira olmuş, işçi nasıl alıp çocuğuna yedirecek"
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın "Asgari ücrette işçinin refahını koruyacağız" sözlerine tepki gösteren Çerkezoğlu, şöyle devam etti:
"Ortada bir refah yok. İşçiyi enflasyona ezdirmedik deniyor. TÜİK enflasyonu ile asgari ücrete yapılan zam ortada. Daha nasıl ezilecek asgari ücretli. Çalışan üzerindeki vergi yükü çok yüksek. Ücretlerde müthiş kesintiler var. Bir aile çocuğunu okula gönderirken beslenme çantasına bir mandalina bir muz koyup koyamayacağıyla ilgili çok somut şeyler konuşuyoruz. Bir yumurta 10 lira olmuş, işçi nasıl alıp çocuğuna yedirecek.
"2026 daha ağır olacak"
2026 daha ağır ve kötü olacak. Hele bu politikalarla gidilirse orta vadeli programda yazdıklarını yaparlarsa, iğneden ipliğe her şeye yeni vergiler gelecek. Ağır ekonomik tablonun, yüksek enflasyonun, üretim daralmasının bütün bunların faturasını topluma, emekçiye, küçük esnafa yıkmaya dönük politikalarda ısrar edecekler ve 2026 kesinlikle daha kötü olacak."
GAZETECİ FATİH ALTAYLI'DAN UYARI:
"Suriyeliler Türkiye'de yaşamaya devam ederse 2050'li yıllarda Türkiye nüfusunda çoğunluğu ele geçirmiş olacaklar...Çünkü doğurganlık oranları çok yüksek...Bu öngörüm gerçekleşirse bunun çok tatsız ve olumsuz sonuçları da görülecektir, yaşanacaktır..."
NASUH MAHRUKİ: ABD BÜYÜKELÇİSİ TOM BARRACK İSTENMEYEN ADAM İLAN EDİLMELİ
"100 küsur yıl önce Galatasaray Lisesini sonra Mülkiye’yi ve Sorbonne Üniversitesini bitirmiş. 6 lisan öğrenmiş, Osmanlı İmparatorluğu’nun Hindistan Sefirliğini yapmış bir Büyükelçi torunu olarak söylemek isterim ki;Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerine, ulusal menfaatlerine, egemenliğine ve Anayasa’sına doğrudan karşıt hasmane fikirlerini ısrarla söylemeye ve milletimize, devletimize, bize bu muhteşem Cumhuriyeti armağan eden Büyük Atatürk’ümüzün eşsiz vizyonuna karşı sürekli bölücü fikirlerle ortaya çıkan adam, ‘persona non grata’ - istenmeyen adam ilan edilmeli ve ülkemizden ivedilikle yollanmalıdır."
Nasuh Mahruki
İLBER ORTAYLI'NIN YENİ KİTABI
Kuruluş Cumhuriyet’e Giden Yol'un Önsözünden:
"Son Osmanlı asrı ve Cumhuriyet’in kuruluş yılları muhtelif tartışmalara konu oluyor. Nitekim bu tartışmalara öğrencilerin ve ilgilenenlerin dikkatini çekmek gereklidir. Uyanan ilgiye ise tarihyazımının eserleri ne kadar cevap verebilir; 19’uncu yüzyıl araştırmaları henüz derli toplu bir sentez olmaktan uzak ama galiba okur talebi bu çalışmaları teşvik edecek. Keza okurun da bu tip yönlendirmeler için hazırlanması gerekiyor. Yakın tarih; “Yakın tarih ihmal edildi, ders kitaplarında bu dönemin payı artırılmalı” diyenlerden uzak, daha serbest ve daha geniş bir şekilde inceleme ve tartışmalara tabi tutulmalıdır. Zira yakın tarih konularının da taşlaştırıp muhtelif grupların dar yorumuna kapatılarak ele alınması fevkalade mahzurludur. Günlük politika, sadece baskıcı rejimlerde değil, Batı’da dahi okulların tarihyazımını etkiliyor. Bazı görüşler en doğru, hatta tek doğrunun kendileri olduğu inancındalar. Bu asrın en önemli sorunu, yakın tarih konularını ve sorunsallarını, geniş gruplar tarafından çeşitli neşriyatla sadece kendi görüşleri etrafında bulunan kitlelere açmaktır. Bunu yaparken de unutulmamalıdır ki her toplumun tarihini daha eskiye uzanan kurum ve olaylarla tartışmak zaruridir.Son devir Osmanlı tarihinin ve onun mirasçısı Cumhuriyet’in kuruluşunun önemli fasıllarını, kronolojik bir sıra içinde tespit eden makale ve röportajları bir araya toplamayı teklif ettiklerinde bunun yararlı olabileceğini düşündüm ve bazı yeni ilavelerle tartışılan konuları da ele alarak bu derlemeyi yaptım.Her türlü değerlendirmeyi şükranla karşılayacağımı belirtmek isterim."
Kuruluş Cumhuriyet’e Giden Yol
Prof. Dr. İlber Ortaylı
KRONİK KİTAP
İmparatorluğun Son Günlerinden Cumhuriyetin Kuruluş Öyküsüne... BALKAN SAVAŞLARI
“Balkan Savaşları, bizim tarihçiliğimizde imparatorluğun yıkılış süreci olarak adlandırılır. Aslında bu vaka, bir imparatorluğun yıkılışı olmaktan ötedir. Biz bu savaşlar sonunda Rumeli’deki anavatanı kaybettik.” BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
“Birinci Dünya Savaşı Türk halkı için en acı hatıralarla doludur. Cephede şehitlerin yanı sıra cephe gerisinde yokluktan, hastalıktan........
