menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İletişim Nedir ya da Biz Neyi Eksik Öğrendik?

25 0
16.03.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

İletişim Nedir ya da Biz Neyi Eksik Öğrendik?

İlkokulda bize çok şey öğrettiler.

Yazı yazmayı, kitap okumayı, hesap yapmayı, defter kullanmayı, sıraya girmeyi, öğretmen konuşurken susmayı mesela…

Peki bu arada, acaba atlanan bir şey oldu mu?

Kendimizi nasıl tanıyacağımızı, duygularımızı nasıl fark edeceğimizi, kendimizi nasıl anlatacağımızı, başkalarını nasıl anlayacağımızı, nasıl iletişim ve ilişki kuracağımızı bize kim öğretti?

Kırıldığımızda ne diyeceğimizi, kızdığımızda nasıl konuşacağımızı, birini gerçekten nasıl dinleyeceğimizi, “benim canım yandı” demenin yolunu, karşımızdakini ezmeden kendimizi nasıl ifade edeceğimizi, susmanın bile bazen bir mesaj taşıdığını bize anlatan oldu mu?

Yani okuma yazmayı öğrendik; ama insan okuma, insanla anlaşma ve ilişki kurma konusunda çoğumuz “alaylı” kalmadık mı?

Belki de bugün evde, okulda, iş yerinde, trafikte, sosyal medyada bu kadar çok konuşup bu kadar az anlaşabilmemizin nedeni biraz da budur. Medyada gördüğümüz öfkenin, tahammülsüzlüğün, şiddetin, cinnetin arkasında biraz da iletişim eksikliğinin izi yok mudur?

İLETİŞİM NEDİR, NE DEĞİLDİR?

İletişim, sadece ağzımızı açıp kelime üretmek değildir.

İletişim, insanın içindekini dışarıya; dışarıdakini de içine taşıma biçimidir.

Sadece söz değil, anlamdır.Sadece cümle değil, niyettir.Sadece ses değil, tonlamadır.Sadece bakmak değil, görmektir.Sadece duymak değil, anlamaktır.

Ama bunun için insanın önce kendini anlaması gerekir. Ne hissettiğini, ne düşündüğünü, ne yaptığını fark etmesi gerekir. Sonra karşıdakini bir bütün olarak anlamaya çalışması… Sonra da kendini onun için anlaşılır kılması…

İnsan bazen “iyiyim” der ama yüzü başka şey söyler. “Sorun yok” der ama omuzları çökmüştür. “Sen bilirsin” der ama içinde kırgınlık vardır. Demek ki iletişim sadece kelimelerden ibaret değildir; bedenimiz, bakışımız, susuşumuz, nefesimiz, mesafemiz de konuşur.

İnsanın bir dili vardır; bir de gönül dili. Biri kulağa gider, diğeri kalbe.

Ama biz çoğu zaman sadece kelimeleri öğretmekle yetindik. Kalbe, duyguya, ilişkiye, dinlemeye, inceliğe, nezakete, anlamaya ve anlaşmaya pek uğramadık. İki kere iki eşittir dört dedik; ama “kalp kırılırsa nasıl onarılır?” sorusunu müfredata pek almadık.

Bu yüzden birçok insan ne hissettiğini tam bilmeden yaşıyor. Kızgın mı, kırgın mı, değersiz mi hissediyor, yorulmuş mu, anlaşılmamış mı; bunu ayırt edemiyor. Duygusunu ayırt edemeyen insan da çoğu zaman ya bağırıyor ya susuyor. Oysa ikisi de bazen iletişimsizlik üretiyor.

İLETİŞİM DERSİ DERKEN?

Belki iletişim eğitiminin ilk dersi şu olmalıydı: “Ne hissediyorsun?”

İkinci ders: “Neye ihtiyacın var?”

Üçüncü ders: “Bunu karşındakine suçlamadan nasıl söylersin?”

Ama biz çoğu zaman bunun tersini öğrendik:

“Sen zaten hep böylesin.”“Beni hiç anlamıyorsun.”“İnsan biraz akıllı olur.”“İlle de ben mi söyleyeyim?”

Çünkü çoğumuz duygumuzu değil, yargımızı dile getirdik. İhtiyacımızı değil, sitemimizi öne sürdük. Açık bir rica yerine karşı tarafın içimizi okumasını bekledik. Bir yandan anlaşılmak istedik; öbür yandan kendimizi açık seçik anlatmadık. İletişim kazalarının büyük kısmı da burada oldu.

Oysa sağlıklı iletişim, insanın önce kendine dürüst olmasını ister:

Ben şu anda ne yaşıyorum?Karşımdakinden ne bekliyorum?Beni asıl yaralayan şey ne?Ben haklı çıkmak mı istiyorum, yoksa anlaşılmak mı?

İletişim biraz da insanın kendi içine tuttuğu aynadır. Kendini tanımayanın, karşısındakini doğru anlaması zordur. Kendi duygusunu fark etmeyen, başkasının duygusunu da çoğu zaman ya küçümser ya yanlış okur.

Bu yüzden iletişim eğitimi dediğimiz şey aslında biraz da insan olma eğitimidir.

Her şeyden önce dinleme olmalı. Ama cevap vermek için değil, anlamak için dinleme.

Duygu eğitimi olmalı. İnsan üzülmenin, utanmanın, kıskanmanın, hayal kırıklığı yaşamanın da insan olmaya dahil olduğunu bilmeli.

“Ben dili”........

© Akademik Akıl