menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yavru Goril Zeytin’in evi neresi?

41 0
04.07.2026

Bir kutunun içinde. Nijerya'dan kalkmış, Bangkok'a gidecek bir kargonun parçası; transit bir yük, bir gümrük kalemi. 21 Aralık 2024'te İstanbul Havalimanı'nda, kafes tipi bir kargonun içinde bulunuyor. Belgesi yok; onu meşru kılacak tek kâğıt olan CITES belgesi yok. [1] Doğumunu ve menşeini kanıtlayan kâğıdı olmayan bir canlı, kimliksizdir; hukukun dilinde bir boşluğa düşer, ne bir meta ne bir şahıs, yalnızca yanlış yere düşmüş bir yük. Oysa bir canlıyı kayda değer kılan, doğduğu anı belgeleyen bir kâğıt değil, onu arayan, onu soran biridir.

Adını sonradan koyuyorlar. Bir bakanlık anketiyle binlerce kişiye soruyorlar, gelen oylarla ona Zeytin adını veriyorlar. Bir hayvan, adını aldığı anda yası tutulabilir biri olur; bir kelime onu kalabalıktan ayırır, ona bir yüz verir. Yine de bu ad gerçekten onun olmuyor. Kimse, onun kendi adıyla anılar biriktirmesine fırsat verecek biçimde ona ismiyle seslenmiyor. Bizim hatırladığımız bir ad, onun hiç tanımadığı bir ses. Zeytin kendi adını hiç bilmiyor.

Sonra menşeine ilişkin tartışmalar başlıyor. Nijerya, sözleşme gereği ihraç eden ülkenin geri talep hakkına dayanarak iadesini istiyor. CITES'in temel mantığı zaten bunu gerektiriyor: Kaçakçılıktan el konulan, nesli tehlike altındaki bir yabani hayvan, hızla rehabilite edilip kendi coğrafyasındaki akredite bir merkeze gönderilmelidir. Bir süre iadesi planlanıyor; bir primat koruma ağının yönlendirmesiyle, türdeşlerinin bulunduğu bir merkeze gönderilmesi konuşuluyor.

Sonra menşeini tespit için bir genoma başvuruldu: Ankara Üniversitesi Evrimsel Genetik Laboratuvarı'nda tüm genom dizilimiyle yapılan DNA testi, onun bir Batı Ova gorili olduğunu ama Nijerya menşeli olmadığını ortaya koydu. [2] Bir canlının nereye ait olduğu artık hücrelerine soruldu yani. Ama hücrelere kazınmış olan, bir hayvanın nereye ait olmak istediğini söyleyemez. Kimse Zeytin'e bunu sormuyor. Genom bir pasaporta dönüşüyordu gözlerimizin önünde, ait olmak ise bir mülkiyet ve köken davasına.

Yine de bu testin sonucu Zeytin'in kaderini belirledi. Zeytin Nijerya'dan değil, yani iade edilemiyor. Basın “Nijeryalı değilmiş, bizden biri” diye müjdeyi verdi. Bir yere ait olmadığı kanıtlandığı için başka bir yerde kalmasına karar veriliyor; bir hayvanat bahçesinde, Türkiye'de tutulmasına hükmedildi. Kökeninin belirsizliği, onu bir yere kapatmanın gerekçesine dönüştü. CITES'in iadeyi esas koşan ruhu bir köken davasının teknik ayrıntısına sıkıştı; kurtarma diye anılan şey, süresi belirsiz bir tutmaya dönüştü.

Oysa Zeytin'in gerçek evi ne Nijerya ne de Türkiye; bir ülke, bir yavru gorilin evi olmaz. Onun ait olduğu yer hiçbir genom testinin gösteremeyeceği bir yer: Bir orman, bir aile, türünün diğer bireyleri. Bir goril yavrusu annesinin sırtında uyur, onun sesleriyle büyür, sürüsünün içinde tırmanmayı, oyun kurmayı, kendi türünün........

© Agos