We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Umut, dayanıklılık ama önce adalet

4 5 0
24.09.2021

Cumhurbaşkanı Erdoğan, teması "Umutla Dayanaklılığı İnşa Etmek" olan Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurulu'nda, iklim değişikliğinden Kovid-19 salgınına, terörle mücadeleden göç meselesine kadar birçok küresel sorunu dile getirirken, çözümün merkezine "daha adil bir dünya mümkün" tezini yerleştirdi. Önümüzdeki süreçte Afganistan ile beraber daha çok gündemde olacak konulardan biri de Keşmir. Erdoğan buradaki sorunun BM kararları doğrultusunda çözülmesi gerektiğini belirtti. Son dönemlerde kaydedilen olumlu mesafenin ardından, Paris İklim Anlaşması onaylanması için Ekim ayında TBMM'ye sunulacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurulu'nda, iklim değişikliğinden Kovid-19 salgınına, terörle mücadeleden göç meselesine kadar birçok küresel sorunu dile getirirken, çözümün merkezine de "daha adil bir dünya mümkün" tezini yerleştirdi.

BM'nin 76. buluşmasının ana teması "Umutla Dayanaklılığı İnşa Etmek" olarak belirlendi. Fikrin oldukça anlamlı ve güzel olmasının yanında uygulamaya nasıl geçirileceği konusunda soru işaretleri var -ki Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu duruma vurgu yaptı. Kovid-19 salgının başladığı dönemlerde Avrupa ülkeleri - en basitinden - tıbbi maskeye ulaşmada dahi kendi aralarında kavga halindeydi. Türkiye o zor şartlarda, Çin dahil, 159 ülkeye ve 10'un üzerinde uluslararası kuruluşa tıbbi yardım desteğinde bulundu. Yardım sandıklarının üzerinde, Mevlana'nın "Ümitsizliğin ardında nice ümitler var. Karanlığın ardında nice güneşler var" sözleriyle dünya halkları ile büyük bir dayanışma sergiledi. Ancak Türkiye'nin gösterdiği bu dayanışma örneği aşı konusunda maalesef gösterilmedi.

Aşı milliyetçiliği

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da konuşmasında belirttiği üzere, az gelişmiş ve yoksul ülkeler "aşı milliyetçiliği" olgusuyla adeta kaderlerine terk edildiler.

Büyük bir doğal zenginliğe sahip Afganistan halkının 40 yıldır çektiği çileyi dile getiren Erdoğan, saha gerçeklerini ve sosyal dokuyu dikkate almadan yapılan müdahalelerin sonuçlarının ortaya çıkardığı acı tabloyu gözler önüne serdi. ABD Terörizmle Mücadele Merkezi, Taliban'ın 60 bin kişilik güce sahip olduğunu belirtmişti. Taliban'ı tek bir parça olarak gören uluslararası güç, 300 bin kişilik Afgan güvenlik gücüne önem atfediyordu. Oysa saha gerçekliği hiç de öyle değildi. Taliban'a destek veren diğer gruplar ile sayı 200 bini geçerken, Afganistan'ın 300 bin kişilik güvenlik gücünün önemli bir kısmı sadece isimlerden oluşuyor, çoğu görev yerlerinde bile bulunmuyordu. Sonuç olarak, Taliban eyaletlerin kapısına dayandığında valiler çatışmaya dahi girmeden şehrin anahtarını teslim etti. Afganistan'da eyaletlerdeki güç odaklarına karşı kesin hâkimiyeti sağlayamazsanız Kabil'den aldığınız kararları sadece Kabil ve çevresinde uygulayabilir, ülke genelinde sözünüzü geçiremezsiniz. Sahadaki durumu idrak edemeden oluşturulan politikaların sonucu ise ortada.

Düzensiz göçü oluşturan sebepleri ortadan kaldırmanın yolu, Afganistan'ın istikrarına katkı sunmaktan geçiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da siyasi süreçten azade Afganistan halkı ile dayanışmanın gerekliliğine işaret etti. Göç konusunda Türkiye'yi bir mülteci merkezi olarak gören Batı'ya da "adil yük ve sorumluluk paylaşımı" uyarısında bulundu.

Konuşmanın hiç şüphesiz önemli bölümlerinden biri de, 10 yılı aşkın bir süredir devam eden Suriye krizi ve bu krizin ortaya çıkardığı terör ve göç sorunu. Uluslararası koalisyon güçleri, DEAŞ terör örgütü ile sözde mücadele adı altında başka bir terör örgütünü destekleme yolunu benimsedi. DEAŞ'ı "yenilmez armada, çok güçlü" gösterip karşısına PKK'nın Suriye uzantısını çıkardı. Bölgede korku meydana getiren bu terör örgütünü, PKK/YPG'nin alt edeceği propagandasıyla sınırlarımız boyunca "terör devleti" oluşturma planı Fırat Kalkanı Harekâtı ile işlevsiz hale getirildi. "Girilemez" denilen Cerablus - Azez hattı saatler içinde terörden arındırıldı ardından El-Rai (Çobanbey), Dabık ve El-Bab... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dediği gibi, DEAŞ terör örgütü ile göğüs göğüsse çarpışan ve hezimete uğratan tek NATO müttefiki Türkiye oldu. Bölgenin huzura kavuşturulmasıyla, 450 binden fazla Suriyeli mülteci, gönüllü olarak ülkelerine geri döndü. Rejim güçlerinin,........

© Açık Görüş


Get it on Google Play