menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Odysseus ve köpeği

11 0
22.08.2026

Sosyal medya artık günlük rutinlerimizin ayrılmaz bir parçası oldu. Bazen okuduklarımız sinirlerimizi ayağa kaldırırken bazen de karşımıza çıkan ilginç bilgiler günümüzü aydınlatabiliyor. Bu kez bende güzel duygular uyandıran bir paylaşıma rast geldim. Ressam Briton Rivière'nin “Ulysses and Argus” adlı tablosu ve tablonun kısa öyküsü o kadar hoşuma gitti ki, uzun bir araştırmaya daldım. Bugünkü İzmir topraklarında da yaşamış olan Antik Yunan edebiyatının en ünlü şairi ve yazarı Homeros'un baş yapıtı “İlyada ve Odysseia”da yer alan bir sahnenin resmedildiği tablo, ilk bakışta sıradan bir mizansen gibi gelebilir ama aslında anlamı çok derin...

2026 için aslında İlyada ve Odysseia destanının bir anda yeniden meşhur olduğu yıl diyebiliriz. Ünlü yönetmen Christopher Nolan'ın Odyssey filmi, Antik Yunan destanına olan ilgili de artırdı. Ama biz filme değil gerçek kaynağa uzanalım... Resim, Homeros'un Odysseia'sındaki hüzünlü bir kavuşma anını anlatıyor. Odysseus, Truva Savaşı ve uzun yolculuğunun ardından İthaka'ya geri döner. Ancak kendisini öldürmek isteyenlerden saklanmak için dilenci kılığına girer. Gerçekten de insanlar onu bu kılıkta tanıyamaz. Ama köpeği Argus, sahibini ilk görüşte tanır. Homeros, Odysseus'un sokakta, bir kenarda yatan, hasta ve yaşlı köpeği Argus'la karşılaştığı sahneyi farklı çevirilerde şöyle tasvir etmiş:

“Efendisini tanıdı; tanıdı ve ona ulaşmaya çalıştı.
Emekleyerek ayaklarına varmak, onları yalamak istedi ama başaramadı.
Yapabildiği kadarıyla, kuyruğu, gözleri ve bakışlarıyla
Efendisini selamlıyor, duyduğu sevinci ilan ediyordu.”

“Kaderin, efendisini yirmi uzun yıl sonra görebilsin diye yaşattığı köpek, ona son kez baktı; onu gördükten sonra öldü.”

“Bunun üzerine Odysseus başını başka yana çevirdi ve Eumaios'un fark etmeyeceği şekilde bir gözyaşını sildi.”

Bir köpeğin asla bitmeyen sadakati ve bir insanın köpeğine olan sevgisi... Köpeğin onu uzun yıllar beklemesi ama sahibi döndüğünde yerinden kıpırdayamaz halde oluşu... Sahibinin kimliği açığa çıkmasın diye köpeğine dokunamaması ve gizlice göz yaşı dökmesi... Bakın bu sahne MÖ 8. yüzyıl önce yazılmış. O dönemde, o toplumda yaşayan biri tarafından kurgulanmış. Ve bu dokunaklı sahne yüzyıllar sonra, 1885'te yaşamış bir Viktorya dönemi ressamını öylesine etkilemiş ki; o anı resmetmek istemiş. İki farklı çağda yaşayan iki sanatçı, hayvan sevgisi ve insan-hayvan arasındaki........

© 9 Eylül Gazetesi