Madalya
Vefasızlık, değer bilmezlik, hatır ve hatıraya saygısızlık en büyük yakınma konularımızdan birini oluştururken; şilt, madalya, plaket, berat, nişan esnafının vergi rekortmeni listesinin zirvelerinde dolaşması, size de manidar gelmiyor mu? Tümcenin “vergi listesi” bölümü, onaylanmamış bilgidir ve yazarın ironisidir ama doğru çıkması da herhalde kimseyi şaşırtmaz. Sanıyorum memleket sınırları içinde, bir günde dağıtılan belge ve berat kâğıt miktarı Orman Bölge Müdürlüğünün depolarındaki ağaç; metal cinsinden ise Demir Çelik fabrikalarının bir yıllık demir ve çelik üretimine bedeldir. İşin kristal cam, değerli taş, altın, gümüş, platin kısmının sektörel dağılımını da siz yapın.
Her birini özenle sakladığım bu türden onurlandırmaları verenleri üzmek istemem. Ben naylondan, samimiyet yoksunu, zevahiri kurtarma malzemesi, bugün ben sana-yarın sen bana danışıklı dövüş aparatına dönüştürülmüş şeylerden söz ediyorum.
***
Konuyla ne ilgisi var diyeceksiniz ama bunları yazarken, yıllar önce gittiğim Trabzon’un “Rus Pazarı”nı anımsadım. Bilmem hala var mıdır ve siz bu tür pazarları gördünüz mü? Aklıma geldikçe çok hüzünlenirim. Yerlere serilmiş bezlerin kartonların üstünde en çok madalyalar bulunurdu. Ağır metalden, oymalı, genellikle kırmızı boyalı, yıpranmış bez şeritlere bağlı, türlü çeşitli şekillerdeki o madalyalar bana, bir an önce unutulmak istenen bir dönemin simgeleri olarak görünürdü. Gorbaçov’un patronluğunda SSCB’yi gömüp Rusya Federasyonu’na kapı açan glasnost (açıklık) ve perestroyka (yeniden yapılanma, özelleştirme) süreçlerinin demokratikleşme adıyla hayata egemen olmasının en önemli göstergesi, bana göre o madalyalar ile hayata tutunmak için ülkemizi kapı komşu eden insanlardı. Şimdilerde sönümlenen ve herkesin tıynetince anımsadığı ama o günlerin yoğunluğunda hiç de hoş olmayan biçimde yaşanan bu süreç,........
