menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aslında önünde iki seçenek vardı!

27 0
02.04.2026

Ya bagajında hiç şaibe olmayan, tertemiz bir geçmişe sahip; partinin kimliğiyle, ilkeleriyle  uyumlu, kamu yönetimindeki sorumluluğunu ahlaki sınırların dışına çıkmadan taşıyabilecek; Cumhuriyetin kurucu değerlerine yürekten bağlı; kamu görevini şahsi kazanç alanı olarak görmeyen isimlerle seçmenin karşısına çıkacaktı…

Ya da siyaseti kamu vazifesi olarak değil, kendi kesesini doldurmak için fırsat olarak düşünen; yerel güç dengelerine teslim olmuş, siyasi aidiyeti zayıf, geçmişi tartışmalı, partiyle bağı tabeladan ibaret, bagajı gayet kirli, “kazanma ihtimali” dışında hemen hiçbir özelliği bulunmayan isimleri listeye yazmaktı!

Yeter ki seçimden birinci çıkayım, koltuğumu sağlama alayım, genel başkanlığım tartışılmasın, başarı hikayesi yazayım, millet peşimden koşsun, ahaliyi sağda solda toplayıp şarkılarla, türkülerle oyalayayım, muhalefet edermiş gibi yapayım; sonrası Allah kerim, anlayışının tezahürü.

O sebeple siyasete bir miktar eleştirel gözlük takarak bakanlar için yaşananların hiçbiri sürpriz değil.

Uşak'ın CHP'li Belediye Başkanı'nın ipliğinin pazara çıkmasından sonra meselenin bu tarafını konuşmaya pek fazla niyet etmesek de asıl tartışmamız gereken bu “tercih” ve arkasındaki ilkesiz, omurgasız, kişiliksiz ve nalıncı keseri gibi her daim kendine yontan tutumdur.

Altını kalın kalemle çizmiş olalım.

Hikâye bugün başlamadı.

Şimdi ortaya çıkan tabloya şaşırıyormuş gibi yapmanın manası yok.

Lafı uzatmayalım, örnekler üzerinden gidelim.

Mesela, hakkındaki yolsuzluk dosyalarına soruşturma açılmasın diye AKP'ye topuklayan Özlem Çerçioğlu'nun yediği herzeleleri cümle alem biliyordu. Gizli saklı değildi. Akçalı işleri ayyuka çıkmıştı. Aydın'a gidip ahalinin bir miktar nabzını tutan herkes bunları öğrenebilirdi.

Yine de aday gösterdiler.

Burası CHP için önemli bir kırılma hattı oldu. Özlem Çerçioğlu'yla birlikte Söke, Sultanhisar, Yenipazar belediye başkanları soluğu AKP'de aldı.

Genel Merkez'dekiler, bu isimlerin böylesine güvenilmez olduğunun farkında değil miydi?

Seçimden bu yana Gaziantep Şehitkamil ve Karkamış, Konya Seydişehir, Yalova Altınova, İstanbul Beykoz, Ardahan Göle, Şırnak Karalar, Çorum Aşdağul, Batman Hasankeyf, Antalya Aksu, Tekirdağ Hayrabolu'nun CHP'li belediye başkanları da istifa edip AKP'ye katıldılar ya da şimdilik “bağımsız” kalmayı tercih ettiler.

Keçiören meselesini ayrıca yazmak gerekiyor.

Çünkü bu süreç aslında “tek bir istifa” değil; aday belirleme, kulis, kriz, kopuş, transfer iddiaları zinciri ile CHP'nin yerel seçim için aday belirleme sürecinin anatomisini belki de patolojisini anlamak için kelimenin tam anlamıyla numunelik bir örnek.

O yüzden dikkatlice okumak gerekiyor.

Mesut Özaslan klasik CHP kadrosundan gelen bir isim değildi. Daha önce Mansur Yavaş'ın ekibindeydi. BELKO, PORTAŞ gibi belediye şirketlerinde yöneticilik yapmıştı. Hakkında şaibeler vardı. Yani arkasının pek temiz olmadığı biliniyordu.

Ankara’da Mansur Yavaş güçlüydü ve CHP yönetimi bu gücü ilçe adaylarına yansıtmak istedi. Keçiören gibi zor bir ilçede, “kazanabilecek” isim arandı, Mesut Özaslan ismi burada öne çıktı.

Ama “ilke, köken, parti aidiyeti” değil, “kazanma ihtimali” belirleyici oldu.

Mesut Özaslan tek başına ayrılmadı,........

© 12punto