Kelimeleri serbest bırakın
Oxford, 2025 yılı için tıklanabilir öfke (rage bait) kelimesini seçmişti. Türk Dil Kurumu ise 2025 yılının kelimesi olarak “dijital vicdan”da karar kıldı. İlk bakışta bu iki tercih, farklı kültürel bağlamların doğal yansımaları gibi okunsa da bir arka plan derinliği var. Oxford’un “rage bait” tercihi, dijital kapitalizmin işleyişini dolaylı da olsa ifşa eden öfkenin algoritmalar tarafından nasıl kışkırtıldığını, etkileşim ekonomisinin hangi duygular üzerinden büyüdüğünü ima ederek dijital davranışa indirger. Öfkeyi yapısal eşitsizliklerden koparsa da son tahlilde somut bir mekanizmaya işaret eder: Kışkırtma, etkileşim, kazanç.
Biri dijital sistemi dolaylı da olsa kendi belirlediği sınırlar içinde tarif eder; diğeri sistemi iç politikadan savruşturarak temize çeker. İki farklı siyasetle “Rage bait”, öfkenin yönetildiği bir kapitalist dijital medya düzenini işaret ederken, “dijital vicdan” sorumluluğu bireyin ahlakına yükleyen otoriter bir düzenin dilini kurar. Biri öfkeyi denetlerken, diğeri hangi konularda vicdanlı olmamız gerektiğini ima eder. Ama ikisi de sorunu tanımlar gibi yaparken, sorumluyu görünmez kılarak duyguları merkeze alır. Faili değil, bireyi, dijital davranışı ve hissi konuşur.
Dijital vicdan kelimesinin TDK tarafından “Halkın katılımıyla”, “akademik değerlendirmeyle”, “toplumsal duyarlılığı........
