menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pirus Zaferi: Kazandığını Sanırken Bir Çocuğu Yormak

19 0
06.01.2026

Ayrılıklar yalnızca iki yetişkinin yollarını ayırması değildir. Çoğu zaman, görünmeyen bir üçüncü hayat da bu ayrılığın içinde şekillenir: çocuğun hayatı.

Boşanma süreçlerinde konuşulanlar genellikle hukuk, velayet, nafaka ve düzenlemelerdir. Oysa asıl belirleyici olan, mahkeme salonlarında değil, evlerin içinde, gündelik cümlelerin arasında yaşanır. Çocuğun zihninde ve kalbinde oluşan izler, hiçbir kararda yazmaz.

Çocuklar bu süreçte ne hakemdir ne de taraf. Ama çoğu zaman farkında olmadan, ebeveynlerin kırgınlıklarının taşıyıcısı hâline gelirler.

Ayrılık, her iki taraf için de bir kayıptır. Kırgınlık, öfke, hayal kırıklığı ve incinmişlik duyguları doğaldır. Sorun bu duyguların varlığı değil; bu duyguların çocuk üzerinden ifade edilmesidir.

Ebeveyn egosu çoğu zaman yüksek sesle konuşmaz.

Daha sessiz, daha ince, daha “iyi niyetli” görünür:

“Ben senin için daha çok fedakârlık yaptım.”

“Onun hayatında başka öncelikleri vardı.”

“Ben olmasam zorlanırdın.”

Bu cümleler suçlama gibi durmaz. Ama çocukta güçlü bir mesaj bırakır:

“Birini seçmelisin.”

Çocuk için anne ve baba rakip değildir.

Ama ebeveyn egoları devreye girdiğinde, çocuk bir denge........

© 10 Haber