Eski CHP mi, yeni parti mi?
Eski CHP mi, yeni parti mi?
Eskiden “Vuruşarak çekilmek” diye bir laf vardı. Rahmetli Mümtaz Soysal’ın Türk siyasi literatürüne bir katkısıydı.
Bu deyişin bağlamını anlatmam lazım, çünkü bugünle benzerlik olup olmadığını tartışacağız:
1993 yılında, Turgut Özal görevi başında kalp krizi geçirip hayatını kaybedince Türk siyasetindeki büyük deprem ve artçı şokları başladı. Önce Başbakan Süleyman Demirel, başbakanlıktan ve partisinin genel başkanlığından ayrılıp Cumhurbaşkanı oldu. Ardından DYP’de genel başkanlığa çok az kişlinin ihtimal verdiği bir isim olan Tansu Çiller seçildi.
Çiller’in başbakan olmasının hemen ardından Sivas’ta Madımak Otelinde 35 aydının yakılarak öldürüldüğü katliam gerçekleşti. Bu katliamdan hemen önce SHP Genel Başkanlığından ayrılacağını ima eden dönemin Başbakan vekili Erdal İnönü, sanki biraz katliamın da büyük utancıyla Eylül ayında partisini kurultaya götürdü ve aday olmadı. Yerine Murat Karayalçın Dışişleri Bakanı seçildi.
Hükümet ortağı olan SHP’de Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin 1994 Temmuz sonunda istifa edince Karayalçın bu görev için Mümtaz Soysal’ı tercih etti.
Soysal, pek çok bakımdan partisinin ortağı olduğu hükümetin uygulamalarına karşıydı; başta özelleştirme olmak üzere pek çok konuda açıktan muhalefet yapıyordu. Bakanlık görevine gelince de bu muhalefetini sürdürdü ve bunun adını “Vuruşarak çekilmek” olarak ilan etti. Amacı koalisyonu bozmaktı.
Koalisyon bozulmadı ama Mümtaz Hocanın bu sözü Türk siyasi tarihine geçti.
1993’te Turgut Özal’ın beklenmedik ölümüyle başlayan olaylar dizisi Türkiye’de hem merkez sağda (DYP) hem de merkez solda (SHP, sonra CHP) ardı ardına eklenen bir dizi zincirleme reaksiyona neden oldu.
Bizi bu yazı için merkez solda yaşananlar ilgilendiriyor.
SHP, yani Sosyaldemokrat Halkçı Parti, 12 Eylül darbesi sonrasının iki sol partisinin birleşmesiyle ortaya çıkmıştı. Askeri cuntanın seçime katılmasına izin verdiği ve 1983 seçiminde yüzde 35 oy alan Necdet Calp’in Halkçı Partisi ile cuntanın seçime katılmasına izin vermediği Erdal İnönü önderliğinde kurulan SODEP.
Bu parti özellikle 1989 yerel seçiminde büyük bir başarı elde edip birinci parti olmuş, 1991’deki seçimde ikinciliğe düşse de Süleyman Demirel’in DYP’si ile birlikte koalisyon hükümeti kurup iktidara gelmişti.
SHP, belki de CHP adının ve Altı Ok’un bagajını taşımadığı için adında “sosyal demokrat” kelimelerini de kullanan ve ön yargısız yaklaşılan bir siyasi partiydi. 1989’da yerel yönetimlerde İstanbul ve Ankara dahil iktidara gelmişti.
Bu parti içinde eski CHP’den gelen hizipler yok değildi. Bunların en güçlüsü Deniz Baykal hizbiydi ve Baykal defalarca Erdal İnönü’nün karşısına kurultaylarda rakip olarak çıktı ama kazanamadı.
En sonunda çareyi yeniden açılan CHP’de buldu. Baykal CHP’ye geçti. Bir süre sonra da artık Murat Karayalçın liderliğindeki SHP ile birleşme görüşmeleri başladı. Birleşme sonunda da anlaşılmaz biçimde o zamanlar daha küçük olan CHP geldi ve daha büyük olan, iktidarda bulunan SHP’yi yuttu. Yeni partiye önce geçici bir süre için Hikmet Çetin genel başkanlık yaptı, ardından Deniz Baykal kendisi için hazırladığı göreve geldi ve Tansu Çiller hükümetine Dışişleri Bakanı olarak girdi.
Bir süre sonra Baykal bu hükümeti bozdu. Aralık 1995’te bu sebeple yapılan seçimde CHP’nin oyu yüzde 10.47’ye düştü ve o zamana kadar siyasi hayatına bitti gözüyle bakılan, sol çevrelerde “Bir bölen” olarak adlandırılan Bülent Ecevit’in DSP’si CHP’den fazla oy (yüzde 14,64) alarak öne çıktı. Deniz Baykal CHP’si bir sonraki seçimde en büyük cezayı aldı, 1999’da barajın altında kaldı.........
