Yavaş ölüme terk edilen ülkede hurda plastikten benzin üreterek yaşama tutunmak
İnsanlar günde üç kez bidonlarla evine su taşıyor ve bunun için kullandıkları tekerlekli arabaları çoğunlukla kendileri çekiyor. Su her gün biraz daha uzaktan temin edilebiliyor. Çok dikkatli şekilde kullanılıyor. Her gün bir-iki saat gelen elektrikle, aküler şarj ediliyor, mobil telefonlar yeniden hayat buluyor. Benzin, dizel, motorin son derece kıt ve anormal pahalı. Eldekinin çoğu santrallerde kullanılıyor ama kısıtlı üretimden elde edilen elektrik ancak kesintili olarak ve sırayla dağıtılıyor.
Motorsikletlerine yakıt bulmak için yaratıcılıklarını kullananlar, YouTube’dan öğrendikleri şekilde, hurda plastikten “benzin” üretiyorlar. Mutfaktaki ocaklara gelen doğal gazı, kendi yarattıkları çözümlerle, geceleri aydınlatma için kullanıyorlar.
Burası Küba: Ne savaşta ne iç savaşta olan bir ülke… Küba’da uykuları kaçıran silah sesleri, kentleri, köyleri yerle bir eden bombardıman yok. Ama Kübalıların deyimi ile “yavaş ölüm” var.
Küba’da sokaklarda çöp yığınları.
Küba’ya 64 yıldır uygulanan ambargo hiç bu kadar şiddetli olmamıştı
Küba her yönden kıskaç altında. Ama bu kıskacı sıkıştıran tek bir güç var: ABD. Küba’ya ABD’nin uyguladığı ve 2026’da daha da sıkılaştırarak orta çağ tarzı bir kuşatmayla zirveye ulaştırdığı ambargo, bu ülkeyi günden güne boğuyor.
ABD, önce Venezuela’nın lideri Nicolas Maduro’yu sarayından kaçırarak ve bu ülkeye el koyarak Küba’nın en büyük petrol tedarikçisini devreden çıkardı. Küba Venezuela’dan petrol alıyor karşılığında (2002’de Hugo Chavez’e darbe girişiminde bulunulduğundan beri) Venezuela devlet başkanının en yakın koruması olan asker ve polisleri sağlıyordu; Venezuela’nın askeri karşı istihbaratını ve polis teşkilatını eğitiyordu. Bunun yanı sıra, Venezuela’ya bir de doktor temin ediyordu. (Gerilla olmadan önce doktorluk yapan Che Guevara’nın kurduğu sağlık sisteminin bir uzantısı olarak, Küba zamanla önleyici tıp konusunda uzman çok sayıda doktora sahip oldu ve doktorlar ülkenin en önemli “ihraç” kalemlerinden biri haline geldi. Tabii bu doktorlar sadece “dost” ülkelere gidiyorlardı.) ABD Venezuela’ya el koyunca bu musluk kapandı.
İkinci önemli tedarikçi Meksika’ydı ama Trump’ın “uyuşturucu kartellerine doğrudan müdahale etme”, yani Meksika’yı bir tür Venezuela’ya çevirme, Küba’ya petrol gönderen ülkelerin gümrük tarife oranlarını artırma tehditleri yüzünden, bu ülke de devreden çıktı; Küba’ya son petrol sevkiyatını Aralık 2025’te yaptı.
Bir başka tedarikçi ülke olan Rusya’nın bir tankeri Mart 2026’da Küba açıklarında durduruldu. Daha sonra, “Vaka bazında yapılan inceleme çerçevesinde ve insani nedenlerle” geçişine izin verildi. Ancak bu hareketi, tüm dünya, ambargonun sıkılaştırılacağı şeklinde yorumladı. Nitekim, Nisan ayında bir başka Rus tankeri uzun süre Atlantik’te bekledikten sonra geri döndü. Bunda, ABD’nin engellemesinin yanı sıra, muhtemelen Putin’in Trump ile açık çatışmaya girmekten kaçınmasının da rolü vardı. Bundan sonra Rus sevkiyatı olmadı.
Küba’nın bir sorunu da piyasadan petrol alamaması… Petrol piyasasında ödemeler dolarla… Dolar ödemeleri de ABD bankalarından geçmek zorunda. Ambargo uygulaması bunu engelliyor. Ödemeleri başka ülkeler üzerinden geçirmek de mümkün değil.
Yakıt yok, sokaklar tenha
Küba füze krizinde Türkiye, haberi olmadan yardımcı oyuncu rolündeydi
Castro ve arkadaşları başkaldırdıklarında, ABD şirketleri Küba’da şeker kamışı tarlalarının, madenlerin ve kamu hizmetlerinin çoğunu kontrol ediyordu. ABD o zamanki diktatör Fulgencio Batista’yı ekonomik olarak da askeri olarak da destekliyordu.
1959’da Castro ve Che Guevara önderliğindeki gerillalar, Batista’yı devirince ABD önce yeni yönetimi tanıdı. Ancak Castro’nun ABD şirketlerine ait varlıkları millileştirmesinin ardından 1961’de diplomatik ilişkiler kesildi. Aynı yıl, CIA destekli sürgünlerin (devrim dolayısıyla sınır dışı edilenlerin veya kaçanların) Küba’yı işgal girişimi başarısız oldu. Domuzlar Körfezi Çıkarması olarak tarihe geçen bu girişimden sonra Castro resmi olarak “sosyalist” safa geçtiğini duyurdu.
Bu tarihten itibaren Küba’nın hamisi Sovyetler Birliği oldu. Başkan John F. Kennedy, Şubat 1962’de Küba’ya yönelik kapsamlı ticari, ekonomik ve finansal bir ambargo başlattı. Ekim 1962’de ABD casus uçakları Sovyetler’in Küba’ya nükleer füzeler yerleştirdiğini ortaya çıkardı. Kennedy Küba’yı abluka altına aldı. (Abluka savaş ilanını ve Kongre’nin iznini gerektiği için, bu eyleme “karantina” adı verilmişti.) 13 gün süren ve dünyayı nükleer savaşın eşiğine getiren kriz, Kruşçev ile Kennedy’nin soğukkanlı tutumu sayesinde anlaşma ile sonuçlandı. Kruşçev Küba’daki füzeleri, Kennedy’de Türkiye’nin İncirlik Hava Üssü’ndeki Jüpiter füzelerini söktürmüştü. Kennedy “karantina”yı kaldırdı.
Burada bir parantez açalım: Bir görüşe göre, Sovyetler İncirlik’teki Jüpiterlere tepki olarak Küba’ya füze yerleştirmişti. Kendi topraklarına nükleer füze yerleştirildiğinden de bu krizin göbeğinde bu füzelerin pazarlık konusu olduğundan da Türkiye kamuoyunun çok sonra haberi olmuştu. Öte yandan, sonradan, Kennedy........
