menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Haritaya bakarken dünyayı değil, bir yorumu görürüz

9 0
yesterday

Haritaya bakarken dünyayı değil, bir yorumu görürüz

Üç boyutlu bir nesne olan küreyi iki boyutlu bir yüzeye eksiksiz biçimde aktarmak mümkün değildir. Bir portakalın kabuğunu yırtmadan düz bir masaya sermeye çalıştığınızı düşünün. Ya kabuk parçalanacak ya bazı bölgeler gerilecek ya da biçimler bozulacaktır. Dünya haritalarının temel meselesi de budur. Yerkürenin düz bir kâğıda, ekrana ya da okul duvarına aktarılması sırasında mutlaka bir şeylerden vazgeçilir: Ölçekten, şekilden, mesafeden veya yönlerden.

Fakat sorun yalnızca dünyanın iki boyuta indirgenmesi değildir. Dünyayı küre biçiminde gösteren modellerin de bütünüyle tarafsız ve kusursuz olduğunu düşünmemeliyiz. Küreyi hangi açıdan çevirdiğiniz, hangi ülkeyi önünüze getirdiğiniz, kuzeyi neden yukarıda kabul ettiğiniz bile dünyaya dair zihinsel hiyerarşimizi etkiler. Üstelik uzaydan çekilmiş bir dünya fotoğrafı da mutlak hakikatin kendisi değildir. O fotoğraf belirli bir noktadan, belirli bir mercekle, belirli ışık koşullarında ve belirli bir anda çekilmiştir. Dünyanın yalnızca bir yüzünü gösterir. Görüntünün gerisinde kalan büyük alanlar ise gözümüz için yoktur.

Bu nedenle gördüğümüz her görüntüye biraz şüpheyle yaklaşmak gerekir. Şüphe burada inkar etmek anlamına gelmez; görüntünün nasıl üretildiğini sorgulamak anlamına gelir. Bir dünya haritasına bakarken de bir sanatçının yaptığı resme bakarken de aynı soruları sormalıyız: Neden bu açı seçildi? Neden bazı unsurlar öne çıkarıldı? Neden bazıları küçültüldü, gizlendi veya çerçevenin dışında bırakıldı?

Haritalar, yalnızca coğrafi bilgi veren masum araçlar değildir. Onlar aynı zamanda bir dünya görüşü üretir. Haritada hangi ülkenin merkezde gösterildiği, bize........

© Yeni Şafak