Edirne’ye doğru…
Silifke kalesi ile ilgili güzel haberler alıyorum. Onarımı tamamlanmış. Yakında turistlerin ziyaretine açılacakmış. Tabii, bu arada ışıklandırma konusu da gündemde. Bakalım nasıl bir ilerleme gösterecek? Hep beraber bekleyip göreceğiz.
İzmir'e döndüğümüzde bizi bir sürpriz bekliyordu.
Kaldığımız evin sokağına giremedik. Çünkü Gaziemir Sarnıç'ta, ana yol boydan boya kapatılmış; tamir ve atık su alt yapısı gerekçesi ile uzun bir süredir ihmal edilmiş üst tarafın asfaltı yapılacakmış. Tamir edilen alanı büyük bir dairenin içine alarak arka yollardan, yeni kazılmış sokaklardan toz toprak içinde kalarak eve ulaşıyoruz. Bu arada çukura düşen ön tekerleğimiz resmen hasar alıp inliyor. Yolu tıkıyoruz.
Havaalanının dibinden itibaren kapatılan yolda, sağa bir tek dönüş bırakılmamış. Belediyenin plansızlığına bir kez daha şahit oluyoruz. Ne bir alternatif güzergâh belirlenmiş, ne de uyarı var. Ertesi gün ekmek almak için fırına kadar yürümek zorunda kalıyoruz. Kaldırım kenarında dikilen belediye görevlisine bu ıstırabın ne zaman sona ereceğini sorduğumuzda bilmediğini, kendisinin sadece emirleri uyguladığını söylüyor.
Şansımıza meteoroloji iki gün yağmur gösteriyor. Bu da caddenin tamir ve kaplama işlerinin iki gün daha gecikeceği anlamına gelir. Sarnıçlılar oldukça kızgın. İtfaiye gelse, ambulans ulaşmak istese mümkünü yok. Gerekli uyarı ve tedbirler alınmadan yapılan bu çalışmaların Avrupa'da bir ülkede olsa bir günde tamamlanacağını, oysa bazı iş makinelerinin iki gündür yerinden kıpırdamadığını bomboş oturduğunu söylüyorlar. Sarnıç'ın ara sokakları zaten........
