menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sizce hak hangi taraf?

4 0
31.01.2026

İslâm tarihi yalnızca olayların kronolojisi değildir; aynı zamanda değerlerin, niyetlerin ve ahlâkın imtihanıdır. Bu tarihsel yürüyüşte bazı ayrımlar vardır ki, sadece geçmişi değil bugünü ve yarını da belirler. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) vefatından sonra ortaya çıkan kırılma da böyledir. Bu kırılma; şahıslar arasında bir iktidar mücadelesinden öte, hak ile batıl, adalet ile güç, vahiy ile saltanat arasındaki derin bir ayrışmadır.

Bir tarafta; Hz. Muhammed Efendimiz, İmam Ali ve İmam Hüseyin çizgisi vardır. Diğer tarafta ise; Ebû Süfyân, Muâviye ve Yezîd hattı. Bu iki çizgi, İslâm'ın nasıl anlaşılması ve yaşanması gerektiğine dair iki zıt dünya görüşünü temsil eder.

Hz. Muhammed (s.a.v.), güce yaslanan bir düzen değil; ahlâka dayalı bir toplum inşa etti. Kabileciliği reddetti, adaleti merkeze aldı, emaneti ehline vermeyi ilke edindi. Ardında bıraktığı miras açıktı: Kur'ân ve Ehl-i Beyt. Bu miras, yalnızca sevgi çağrısı değil; aynı zamanda bir istikamet tarifidir.

İmam Ali, bu istikametin adaletle yürüyen yüzüydü. Hilafeti döneminde akrabalığı değil liyakati, gücü değil hakkı esas aldı. Beytülmâl'i eşit dağıttı, haksızlığa karşı taviz vermedi. Onun mücadelesi iktidar için değil, ilke içindi. Şah-ı Merdan oluşu, kılıcından önce adaletinden geliyordu.

İmam Hüseyin ise bu yolun bedel ödemeyi göze alan vicdanıydı. Kerbelâ'da verdiği mücadele, bir saltanat kavgası değil; zulme meşruiyet kazandırmayı reddeden bir duruştu. O, "yaşamak için susmayı" değil, "ölmek pahasına hakkı söylemeyi" seçti. Bu yüzden Kerbelâ, sadece bir tarih değil; bir ölçüdür.

Karşı cephede ise farklı bir zihniyet yükseldi. Ebû Süfyân,........

© Yeni Mesaj