menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Millet-devlet-maneviyat dengesi: İnanç gönülde, hukuk devlette

14 1
latest
Sağlıklı ve uzun ömürlü bir toplumun ayakta kalabilmesi için üç temel unsurun dengede olması gerekir: Millet, Devlet ve Maneviyat. Bu üç unsurdan biri aşırı güçlendiğinde ya da biri diğerini baskıladığında, toplumsal yapı bozulur. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur. Anadolu tecrübesi ise bize çok kıymetli bir ders sunar: Bu denge zorla değil, ahlâk temelinde kurulabilir.

Baskıdan istismara: İnanç-güç dengesizliği

Devlet, adaletle düzeni sağlamak için vardır. Millet, bu düzenin öznesidir. Maneviyat ise insanın vicdanını, ahlâkını ve sınırlarını belirler. Devlet maneviyata hükmettiğinde baskı doğar. Çünkü inanç ve vicdan alanı zorla yönetilemez. Maneviyat devleti ele geçirdiğinde ise istismar başlar; din ya da kutsal kavramlar siyasal çıkarların aracı hâline gelir. Millet, bu iki güç arasında ezildiğinde ise çözülme olur; toplumsal bağlar kopar, güven duygusu kaybolur.

Anadolu'nun tarihsel birikimi, bu dengenin nasıl kurulabileceğini göstermiştir. Özellikle Anadolu Yörük Alevileri ve onların ortaya koyduğu Bektaşi ruhu, bu konuda eşsiz bir örnektir. Bu anlayış, ne devleti kutsallaştırır ne de maneviyatı bir güç aracına dönüştürür. Merkezine insanı ve ahlâkı koyar.

Ehl-i Beyt anlayışı ve ahlâk temelli inanç

Ehli Beyt anlayışı, Bektaşilikte bir kimlik siyaseti değil, bir ahlâk öğretisidir. Hz. Ali, burada bir slogan değil; adaletin, ölçünün ve vicdanın temsilidir. Ehli Beyt sevgisi, iktidar talebi değil; zulme karşı duruşun adıdır. Bu nedenle Bektaşiliğin, tarih boyunca devlete........

© Yeni Mesaj