menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uyan Türkiye’m bölünüyorsun!

22 0
12.06.2026

Bir olay meydana geldiğinde, o olayın kimin işine yarayıp yaramadığını çok iyi tahlil ederek konuyu analiz etmek gerekir.

Yapılan açıklamaları da aynı kapsamda ele almak icap eder.

Kim ne zaman ne demiştir, neden böyle demiştir ve söylenenler kimin menfaatleriyle kesişmiş veya çakışmıştır diye dikkat kesilmek, özellikle de gazeteciler için izlenmesi gereken bir yöntem olmalıdır.

Şimdi ne demek istediğimize gelelim.

Mutlak Butlan'cı Kemal Bey, geçtiğimiz günlerde çok dikkat çekici ve kendisinden hiçte duymaya alışık olmadığımız türden mesajlar verdi.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı" sözlerinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'da, Osmanlı ve devlet geleneğine vurgu yapan bir paylaşım yaptı.

Kılıçdaroğlu ne demişti hatırlayalım:

"Osmanlı'nın topraklarına bakın. Türkiye o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada kendi kişiliğini geliştirmek zorundadır. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız. Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı."

Hayırdır beyim!

Senden hiç böyle sözler duymaya alışık değiliz.

Nereden icap etti şimdi bu Osmanlı öykünmesi!

"Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız" açıklamasıyla neyi kastediyorsun Bay Kemal.

Elbette ki biz bunun nereden üfürüldüğünü ve zamanlamasının manidarlığını çok iyi biliyor ve analiz ediyoruz.

Geleceğim işin aslına ancak, bir de bu konsepte uygun Erdoğan tarafından yapılmış açıklamalara bakalım.

Sn. Erdoğan 2016 yılında yaptığı bir konuşmada; Türkiye'nin Misak-ı Milli sınırlarını koruyamadığını belirterek, ülkenin kendisini 1923 sınırlarının kabuğuna hapsetmemesi ve Osmanlı geçmişinin unutulmaması gerektiğini vurgulamıştı.

Erdoğan, zaman zaman yaptığı açıklamalarda, Türkiye'nin sınırlarının yalnızca mevcut Cumhuriyet topraklarıyla sınırlandırılamayacağını, Osmanlı'dan miras kalan tarihi ve kültürel bağların bulunduğu bölgelerle de (özellikle Kuzey Suriye, Irak, Musul ve Ege adaları) ilgilenmenin bir zorunluluk olduğunu belirtmekteydi.

Ne tesadüf değil mi?

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarıyla nasıl da örtüşüyor.

Peki ya, ABD'nin Türkiye Valisi gibi davranan şımarık adam Tom Barrack'ın, Türkiye'nin mevcut ulus-devlet yapısından ziyade farklı etnik ve dini kimliklerin bir arada yaşadığı kapsayıcı Osmanlı millet sistemini benimsemesinin bölgesel istikrar için en iyi model olabileceğini belirtmiş olması, normal bir açıklama mıdır?

Aynı alçak herif daha da ileri giderek, "1919'dan bu yana uygulanan ulus-devlet modelinin bölgesel barışın önünde bir bariyer oluşturmaktadır" diyebiliyor.

Barrack, "Türkiye Osmanlı sistemine geçmeli. Türkiye için en iyi sistemin, farklı dini ve etnik grupların harmanlandığı ve bir arada yaşadığı Osmanlı modelidir" diye de ekliyor.

Peki terörist başı Öcalan bu açıklamaların neresinde yer alıyor hiç merak ettiniz mi?

BEBEK KATİLİ Öcalan bu türden tartışmalara, "Osmanlı'nın idari ve toplumsal yapısı, özellikle de "millet sistemi" ve esnek yönetim modeli, modern ulus-devletlerin katı merkeziyetçiliğine alternatif bir tarihsel modeldir" diye bakar ve tarif eder.

Şimdi tüm bu açıklamaların nasılda birbiriyle paralel seyrettiğini anlamışsınızdır umarım.

Yeniden Osmanlı sistemine dönüş konusunda dört farklı açıklamayı sundum sizlere.

Öcalan neden böyle bir şey dedi diye sormaya lüzum yok zira, Öcalan'ın Osmanlı'dan kastettiği şey,........

© Yeni Mesaj