Emr-i maruf ve nehy-i ani’l-münker
Her mü’min kendi sorumluluk alanında ve idaresi altında bulunanlara iyiliği emretmek ve kötülüğe engel olmakla mükelleftir. Ayrıca genelde topluma yönelik olarak bu vazifeyi ifa için ehl-i ihtisas bir topluluğun da bulunmasını emreder. Bunlar ulema ve umera kısmıdır.
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de “İçinizde iyiliğe çağıran, marufu emreden ve münkerden, kötülükten nehyeden bir topluluk bulunsun, kurtuluşa erenler işte bunlardır”1 buyurur. Ümmet-i Muhammed’i tarif ederken “Siz insanlar içinde seçilmiş en iyi ümmetsiniz. İyiliği emreder kötülüğü yasaklar, Allah’a iman eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, Allah’a ve Resulüne itaat edersiniz”2 buyurarak insanları hayra çağıran, iyiliği öğreten teşvik eden, barışı, kardeşliği ve toplumda asayişi koruyan, kötülüklere engel olmaya çalışan ve namaz kılanlar olarak tarif eder ve böyle olmamızı ister. Allah’a ve resulüne itaat etmek farzları ve sünnetleri hayata hâkim kılmak demektir ki bu “kanun hâkimiyetidir” ve bütün insanları kapsar. Böylece hukuk karşısında eşitlik ve adalet sağlanır.
Hz. Ebubekir (ra) bir hutbesinde “Ey İnsanlar! Sizler ‘Ey iman edenler! Siz kendinizden sorumlusunuz, siz doğru yolda olursanız yoldan çıkanlar size zarar veremez’ 3 ayetini yanlış anlamayın. Ben Peygamberimizin (asm) ‘İnsanlar dinin kötü gördüğü ve yasakladığı bir şeyi görüp de güçleri yettiği halde onu değiştirmeye ve düzeltmeye çalışmazlarsa Allah onların hepsine birden bela ve musibet verir’ buyurduğunu işittim”4 demiştir.
İyiliği emretme ve kötülüğü yasaklamanın en etkin ve müessir yolu eğitimdir. Okulları açmak ve çocukları, gençleri eğitmek ilk emri “Oku!” olan İslâm’ın temel........
