menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güleyirum halına “katıla katıla”

5 0
12.07.2026

Kadın şöyle der: “Yama var ama yamalara hiç dikkat ettin mi? Hepsi yepyeni kumaştan…”

Aile müessesesi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kırmızı alarm veriyor. Egoizm, hazcılık, bireycilik gibi akımlar bugün insanlar için vazgeçilmez birer yaşam biçimi haline geldi. Böylece eş olmak, paylaşmak, aile kurmak gibi idealler önemini yitirdi.

Bunlara, ahlâkî çöküntü ve imanî zafiyet de eklenince, aile müessesesi tutunacak sağlam bir kök bulamadı. 

Boşanma sayılarının artması, aile içi şiddet, ebeveyninden sevgi görmeyen ve yeterli terbiyeyi alamayan çocukların suça karışması ve kötü alışkanlıklar edinmesi hep bu yüzden…

Aile kurumundaki yangına körükle giden bir ideoloji var, Feminizm.

Feminizm, Batı’da; yalnızca cinsel bir obje olarak görülen, Sanayi Devrimi sonrasında ise aynı zamanda bir iş gücü haline gelen kadınların, mülkiyet, seçme ve seçilme, hürriyet ve benzeri hakları elde etmesi için bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. 

Sosyolojik yırtık pırtıklarını feminizm kumaşı ile kapatmaya çalışan Batı, bir şekilde bu kumaşı bize de pazarlamayı başarmıştır. Böylece, aslında tek bir söküğü dahi bulunmayan kadîm aile elbisemize, Batı’nın feminizm kumaşı yamanmıştır. Ve sırf kumaşı daha yeni ve Avrupai diye de rağbet görmektedir. 

Oysa İslâmiyet kumaşıyla dokunan kadîm aile kurumumuzda; kadın ve erkek birbirinin rakibi değildir. Feminizmde ise çatışma ön planda olduğundan, bugün aile kurumu kökünden çatırdamaktadır. 

Televizyonlarda, sosyal medyada ve çeşitli mecralarda sürekli reklamı yapılan feminizmin, palazlanmaya başladığı yerlerden birisi de adliyeler. 

Önce kısa bir bilgi verelim. Ceza Hukukumuzda, açılmış bir ceza davasını takip etmek, duruşmalara katılmak, kanun yollarına başvurmak gibi haklara sahip olmak için katılma talebinin........

© Yeni Asya