Bitmeyen lanet; CHP’linin düşmanı CHP’liler…
CHP tarihi, aslında bir bakıma "kopuşların" ve "iç hesaplaşmaların" tarihidir.
İsmet Paşa’nın "4’lü Takrir" sonrası partiden kopardığı Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü, Refik Koraltan’ın Demokrat Parti’yi kurmasıyla başlayan bu süreç; CHP’nin genetik koduna işlenmiş lanet bir "kardeş kavgası" gibi bugün de devam ediyor.
1967’de Turhan Feyzioğlu’nun 76 milletvekiliyle kopup Güven Partisi’ni kurması, CHP’nin "Ortanın Solu" tartışmalarıyla nasıl sarsıldığının ilk büyük örneğiydi.
Ancak en büyük darbe, Bülent Ecevit’in siyasi yasağı kalktıktan sonra "Baba Ocağı" yerine Demokratik Sol Parti’yi (DSP) kurmasıyla yaşandı.
Ecevit o gün, bugün yaşayacağımız bu "lanetin" altını şu sözlerle vurgulamıştı:
"Eski CHP, hizipçilik hastalığından bir türlü kurtulamamıştır. Bu yapısal bir sorundur ve bu yapıyla halkın sorunlarına çözüm üretmek imkansızdır.
CHP artık iflah olmaz bir hizip batağına saplanmıştır. Tabelaya (isme) sarılarak bu hastalıktan kurtulamazsınız."
Parti içi muhalefetin sadece isimler üzerinden değiştiğini ama kavganın baki kaldığını belirtmek için kullandığı şu söz de çok meşhurdur:
"Görüyorum ki CHP'de eski tas eski hamam devam ediyor; sadece hamama yeni taslar katılmış ama zihniyet aynı."
Eski tas kim yeni tas kim bilmem ama iki belediye başkanı arasında gördüğüm karşılıklı ithamlar ve sözlerin düellosu…
Yazının kalbine, bugünkü krizin taraflarının birbirleri hakkında kurduğu o zehir zemberek cümleleri yerleştirelim:
CHP’li Cemil Tugay dedi ki:
"İzmir'i enkaz halinde devraldık. Mali tablo beklediğimizden çok daha karanlık. Önceki dönemden kalan borçlar ve bitirilmeyen projeler şehri kilitledi. Algı........© Yeni Ankara
