Düzelmeye ve düzeltmeye önce kendimizden başlayalım! Nefsimizi hesaba çekelim!
Düzelmeye ve düzeltmeye önce kendimizden başlayalım! Nefsimizi hesaba çekelim!YAŞAR DEĞİRMENCİ
Allah Resulü öyle bir konuda haber veriyor ki, Allah’tan haber almayan hiçbir muhabir, ajans ve haber kaynağı bu konuda bize haber iletemez. Bu haber, özünde dünyadaki eylemlerimizle ahiretteki akıbetimiz arasındaki bağa dikkat çekiyor. Dünya zaman ve mekânıyla, ahiret zaman ve mekânı arasındaki bağlantıya dikkat çekiyor.
Öncelikle şu sualleri sormak lazım: Ramazan dışında rahmet kapıları kapalı mı ki, Ramazan gelince açılıyor? Allah’ın rahmetinin tek bir kapısı yoktur, birçok kapısı vardır. Sair zamanlarda bu kapılardan açık olanlar vardır, kulun talebiyle açılacak olanlar vardır. Burada iki şeyi birbirinden ayırmak lazım. Kilitli olmak ayrı bir şey, kapalı olmak daha farklı bir şey. Allah’ın rahmet kapılarından hiçbirisi kilitli değildir, sadece vurunca açılacak şekilde kapalıdır. Kul o kapının önüne iradesini kullanarak gelir. Bunun adına Kur’an “tevbe” (Allah’a yönelmek) ve “istiğfar” (Allah’tan af dilemek) diyor.
Tevbe ve istiğfar ile rahmet kapılarının önüne gelip o kapıyı tıklatana, samimiyeti oranında kapı açılacak ve o kula rahmet saçılacaktır. Ramazan’da ise bu kapılar ardına kadar açık tutulur. Ramazan’ı ihya eden ve oruçla ihya olan kimse, bu kapılardan girip rahmete gark olacaktır. İnşallah Ramazan’ı uğurlayışımız Bayram ile buluşmamız öyle olmuştur.
Ramazan ayının rahmet meltemleriyle arınan yürekler, şimdi de bir hak ediş olan bayram iklimini teneffüs ediyor. Bu teneffüs ayet ve hadislerle olur.
“Topyekûn Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, tefrikaya düşmeyin!” (Âl-i İmran, 3/103)
“Eğer tefrikaya düşer, birbirinizle çekişirseniz, rüzgârınız kesilir!” (Enfal, 8/46)
“Allah sizin şekillerinize, suretlerinize bakmaz, kalplerinize bakar.”
Kalıbımız değil önemli olan kalbimizdir. Esas olan niyet........
