Sınıf farkı kantinle başlar
Sınıf farkı kantinle başlar
ALİ OSMAN AYDIN
Devlete ait bir ilkokulda geçen şöyle bir sahne düşünün...
Çocuklar sıralarına oturmuş.
Bir öğrenci, okul kantininden aldığı ekmek arası döneri açıyor iştahla. Yan sırada bir başkası köfte ekmeğini. Kâğıdın hışırtısı sınıfta yankılanıyor. Koku yayılıyor. Merak ve imrenmeyle dolu küçük bakışlar o tarafa kayıyor…
Ve düşünün ki, aynı sınıfta, aynı sırada, aynı yaşta başka çocuklar da var! Onlar evden yanlarına ne konulduysa onu çıkarıyorlar çantalarından.
Bu tabloya “normal” denebilir mi, bilmiyorum!
Ama bana bu manzara çok yaralayıcı geliyor.
Çünkü burada sadece yemek molası yaşanmıyor aynı zamanda can acıtıcı bir ders de veriliyor. Müfredatta yazmayan, kimsenin açıkça dillendirmediği ama hayat boyu silinmeyen bir ders bu.
Çocuğun dünyasında bir yarılma o anda gerçekleşiveriyor.
“Parası olanlar, parası olmayanlar!”
“İstediklerini yiyebilenler, istediklerini yiyemeyenler…”
Çocuk hangi tarafta olduğunu hemen anlıyor…
Bunlar, yüksek sesle söylenmiyor elbette. Kimse çocuğun yüzüne “sen yoksulsun” demiyor. Zaten mesele de bu. Bu cümleler sessizce kuruluyor. Ders; ambalajların........
