Yazıyoruz ama kim okuyor?
Hayatımıza bir şekilde girmiş olanların, iyi-kötü anı, zamanı paylaştığımız insanların, tabut içinde, dört omuz üstünde kabristana uğurlanmaları, üzüntüyle beraber beni hep düşündürmüştür. Ayrılık, üzüntü, hasret, pişmanlık… Tüm bu duygular beraber yaşanır ölüm hâlinde. Hayatımızın içindeyken fark edemediğimiz, ölümüyle sarsıldığımız insanlar…
Önce yazarlar buluşmasında, sonrasında Manisa Fotoğraf Derneği’nin düzenlediği fotoğraf gezilerinde, konferanslarda çok yerde kesişti yolumuz Gürbüz Hocayla.
Nahif, kendi hâlinde, kimseye zararı olmayan, bilgili, tecrübeli, devamlı bir şeyler üretmeye çalışan bir adamdı. Yıllarca öğretmenlik yapıp öğrencileri aydınlattıktan sonra gazetelerde yazdığı köşe yazılarıyla ışık saçan bir ilim insanıydı
Zihnimi yokluyorum. En son şiir kitabımı çıkardığım zamanlar ziyaretime geldiğinde kitabımı imzalamıştım. İş yerimde oturup çay içmiş yazı üzerine konuşma yapmıştık. Son görüşmemiz olacağını nereden bilebilirdim?
“Hocam maşallah, yazmaya devam ediyorsunuz?” dediğimde “Yazıyoruz ama kim okuyor?” diye hayıflanmıştı. Yazı insanlarının en çok yakındıkları noktadır okunmamak. Hele sosyal medyanın ve internet........
