menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir avuç toprak

18 0
12.09.2025

Tolstoy’un satırlarında tanıdığımız o sade köylü Pahom’u hatırlarsınız. İçimizden biri gibiydi. Doymayan arzuları, bitmeyen hayalleri ve insanın kendisiyle hesaplaşmasını anlatan hikâyesiyle aslında hepimizi aynada yüzleştirdi. Pahom, daha fazla toprağın, daha büyük bir mülkün peşindeydi. Oysa yolun sonunda kazandığı şey, yalnızca birkaç metrekarelik bir mezar toprağı oldu. Reis’in dilinden dökülen o acı hakikat, insanlık için bir vasiyet gibiydi: “Bir insana işte bu kadar toprak yeter.” Ama biz unuttuk. Tıpkı Pahom gibi… Sınırlarımızı, ihtiyaçlarımızı, insanlığımızı unuttuk. Daha fazlası için hep koştuk; koşarken birbirimizi yorduk, kırdık, harcadık. Daha büyük evler, daha gösterişli arabalar, daha yüksek makamlar uğruna yitirdiğimiz şeyin en büyüğü olduğunu fark etmedik: Vicdanımızı kaybettik. Kapitalizmin çarkları içinde hepimiz birer Pahom’a dönüştük. Daha çok biriktirenin daha değerli sayıldığı bu düzende, paylaşmayı unuttuk. Dostlukların yerini çıkar hesapları aldı, komşunun açlığı gözden kaçtı. Depolarımız erzakla doldu ama gönüllerimiz boş kaldı. Ve biz hâlâ koşuyoruz. Yarışın........

© Türkiye