menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

RAHÎM ER

30 1
25.11.2025

Bir insanın veya bir yazarın kendinden söz etmesi ne kadar isabetlidir? Kişinin bizzat kendi hayatını yazmasına Batı yazı hayatında “otobiyografi” denmekte. Bu kelime de diğer binlerce -en nihâyetinde- Yunan-Latin kaynaklı kelime gibi Fransızca ve İngilizce yoluyla Türkçemize tünemiştir…
“Rahîm Er… Hayatı, fikirleri, nesiller üzerinde tesirleri, hizmetleri.” Başlıklı bir çalışmaya verdiğimiz cevabı, aslî mecrâına da taşımak istediğimiz gibi bir sene-i devriye münasebetiyle vazife de telakki ettik.
Nedir o “sene-i devriye” dediğimiz yıl dönümü?
İnsanın, doğumu, evlenmesi, mesleğe başlaması… ölümü gibi hayatına dair devre takvimlenmeleri vardır. Tıpkı bunun gibi yazarın da herhâlde kaleme sevdalandığı, onunla “kaderdaş” olduğu tarih de anılmaya değer bir yıl dönümüdür:
Aşağıda görüleceği gibi o tarihi daha eskiye götürmek mümkün olsa bile profesyonel yazarlık hayatımız, 9 Kasım 1976’da Türkiye gazetesinde başladı. Bu, bizim için farklı bir değerdir. Kasım ayı içinde olduğumuza göre Rahîm Er’i bizzat anlatalım istedik. Böylece araştırmacılara da yol haritası bırakmış ve kilometre taşlarını işaret etmiş olur ve “maksad bir ama rivâyet muhtelif” talihsizliklerine düşmemiş, bir birikim mîrâsını doğru terekelendirmiş oluruz:
Bu sebeple kaleme aldığımızı, beyânımızı burada sevdiklerimiz ve konuya ilgi duyacak olanlarla paylaşıyoruz…
Rahîm Er, Müslümandır, fakat “İslâmcı” değildir. İslamcılık, medeniyetimizde olmayan ve bize bir buçuk asır evvel gelmiş yabancı bir tabirdir. “Muhafazakâr” gibi kategorik tasnifleri de tercih etmez. Şuculuk, buculuktan kaçınır. Kendi şahsiyetimiz varken başka saçak altlarına sığınmayı özünden uzaklaşma sayar:
Rahîm Er, Ehl-i sünnet itikadında ve bu îtikaddan taviz vermeyen Müslüman bir Türk’tür. İslâm ümmetinin mütevazı bir ferdidir. Ulvî kıymetlerimizin hizmetkârıdır.
Umdeleri, ilkeleri olan bir insandır. İnanmadığı bir fikri, asla konuşmaz ve yazmaz. İnsanların yüzüne karşı söyleyemediğini sütun, mikrofon ve ekranına taşımaz. Şahsiyetçilik yapmaz. Şahısları, yakınlarıyla, değil düşünceleri ve yapıp-ettikleriyle değerlendirir.
Kabalıktan hoşlanmaz. Tartışma ve konuşmaları ayağa düşürmez. Ecdad mîrâsı doğru îtikad, ecdad mühürlü namuslu tarih, teklif ve çözüm üreten seviyeli fikir, adalete götüren ecdaddan tevarüs yerli hukuk, mahsul veren zengin edebiyat yanlısıdır.
Yazı ve konuşmalarında fikirlerle uğraşır ve işlediği yazılarda teklif ve çözümler getirir:
-Öteden beri seslendirdiği Büyük Türkiye, 2071 Cihan Devleti Türkiye, OMT-Osmanlı Milletler Topluluğu, Yerli ve Millî Olmak, Marka İnsan-Marka Şirket-Marka Şehir gibi tezli yazı ve teklifleri, millete ve devlete mal olmuştur.

-Rahîm Er’in ilk neşrolmuş yazısı, ÜÇ NASİHAT adlı bir hikâyedir. 1968 yılında Bâb-ı âli’de Sabah gazetesinin edebiyat sayfasında çıkmıştır.
-Askerliğini, Polatlı ve Sarıkamış’ta 1975/76 yıllarında 18 ay süreyle Topçu asteğmen olarak yapmış ve teğmen rütbesiyle terhis olmuştur.
-İlk makalesi, askerlikten sonra, 9 Kasım 1976 yılında “Tiranların........

© Türkiye