Kırım Tatarlarının varoluş stratejisi!
Karadeniz’in stratejik kalbi hiç şüphesiz Kırım Yarımadasıdır.
Kırım, 2014’te Rusya Federasyonu tarafından yasa dışı ve keyfî biçimde ilhak edildiğinden beri küresel güç mücadelesinin merkezinde yer alıyor. Bu güç mücadelesinin tam ortasında da Kırım Tatarları var.
Bu mücadele Moskova ile Kiev veya NATO ile Rusya arasındaki askerî dengeler üzerinden yürüyor. Ancak sahadaki en köklü ve trajik özne, Kırım'ın kadim ve yerli halkı olan Kırım Tatarlarıdır. Savaşın başladığı günden bu yana Kırım Tatarlarının Ukrayna safında yer alması, yüzeysel bir bakış açısıyla "Ha Rusya ha Ukrayna, ne fark eder?" sorusunu ve oldukça haklı bir çelişki algısını beraberinde getirse de diplomatik gerçekler bambaşka şeyler söylüyor.
Binaenaleyh bu tercih, asla duygusal bir refleks değildir. Tamamen rasyonel, tarihî tecrübelere dayanan ve uluslararası hukuk zemininde şekillenmiş bir varoluş stratejisidir. Tatarların haklı davası, iki devletin yönetim modellerinin ve geleceğe dair sundukları vizyonun rasyonel bir terazide tartılmasıyla netlik kazanmıştır.
Faraza, terazinin Rusya kefesine baktığımızda, Kırım Tatarları için mutlak bir asimilasyon, kimliksizleştirme ve hafıza kırımı tablosu görüyoruz. Tarihî hafıza gerek Çarlık Rusya’sı gerek Sovyet Rusya’sı ve gerekse Rusya Federasyonu yönetimlerinin Kırım Tatarlarına yönelik bakış açısının hiçbir zaman değişmediğini söylüyor. Bütüncül anlamda Rusya tarihine baktığımızda Kırım, sadece Karadeniz’i kontrol etmek üzere militarize edilmesi gereken devasa........
