menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye-İsrail istihbarat savaşı

59 0
14.06.2026

Bugünkü yazıma başlarken yukarıdaki başlığı gönül rahatlığıyla atmama zemin teşkil eden çeyrek asırlık mazinin dönüm noktası diyebileceğim olaylarıyla ilgili bir yeniden okuma yaptım ve üzerine de epey kafa yordum. Çünkü manşetteki vurgunun; siyasal, tarihsel ve istihbari kanıtlarını ortaya koyabilmek için 24 yıllık bir zaman diliminde kendi arşivimde de bir yolculuğa çıkmam elzemdi.

Ana fikrimizi açalım: Ülkemiz ile İsrail arasında, miladını Mart 2003 olarak belirleyebileceğimiz bir istihbari savaş ve ‘politik Armageddon’ söz konusudur. Armageddon’un İncil’de sözü geçen son savaş olduğunu, ancak Yahudi mitolojisinde de önemli olduğunu not düşeyim.

Miladı, Mart 2003 olarak almamın iki nedeni var: Kronolojik olarak birinci sebep 1 Mart 2003 tezkeresi. Bu tezkere, her ne kadar AK Parti iktidarının ilk döneminde hükûmet tarafından Meclis’e sunulsa da TBMM’den geçmemişti. Ve neticede İkinci Körfez Savaşı’nın başladığı sene, topraklarımızın Irak’a çıkarma yaparken ABD tarafından kullanılmasına izin vermedik. Bu, İsrail’i de doğrudan ilgilendiriyordu.

İkinci kronolojik sebebin gelişi ise altı ay öncesinden belliydi ve bu sebep, İsrail açısından daha ontolojik, köklü bir tehdide işaret ediyordu. Bu tarihsel olay da 3 Kasım 2002 tarihinde seçimleri kazanmasının üzerinden altı ay geçtikten sonra, 14 Mart 2003’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olmasıydı.

Türkiye-İsrail istihbari rekabeti işte o zaman derinden derine başladı.

Gelgelelim İsrail’in açıktan saldırısını müşahede etmek için 7 Haziran 2010 tarihini beklemek gerekecekti. O tarihte İsrail devleti, Haaretz adlı gazeteye Erdoğan’ın MİT Müsteşarlığına getirdiği Hakan Fidan aleyhine o meşhur yazıyı yazdırdı.

YARIM ASIRLIK İTTİFAKIN DERİN KODLARI

İmdi… Kopuşun miladını teşhis ettik, sıra benim yaşım kadar mazisi olan Türkiye-İsrail........

© Türkiye