menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anadolu'nun bitki imparatorluğu

12 0
yesterday

Anadolu, yalnızca medeniyetlerin değil; buğdaydan üzüme, armuttan sarımsağa kadar pek çok bitkinin de doğduğu topraklar. Sofralarımızın vazgeçilmezleri olan bu ürünler, binlerce yıl önce başlayan uzun bir yolculuğun sonunda dünyanın dört bir yanına yayıldı.

Sofralarımıza misafir olan gıda ürünleriyle öylesine içli dışlı olmuşuzdur ki, sanki insanlık tarihi var olalı beri hepsi birer mutfak demirbaşıymış gibi düşünürüz çoğu zaman.

Pek çok insan bilmez ki, bugün market rafları ya da pazar tezgâhlarına elimizi uzatarak kolayca sahiplendiğimiz bitkisel ürünlerin büyük bir kısmını görememiş, tadamamış nice şanssız kuşaklar vardı geçmişte.

Bu yazı, eskisi veya yenisiyle bu gerçeği hatırlatmayı amaçlıyor.

Ateşi bulan insanoğlu, etin lezzetini artırdıktan sonra yeni tatlar arama ve beslenme adına, belki hayvanları da taklit ederek bitkiler dünyasına adım atmıştır. Bu süreç oldukça uzun zamanlar öncesine dayansa da yerleşik hayata geçiş ve hayvanları ehlileştirip bitkileri kültüre alma çabaları çok daha yeni bir döneme, ancak binlerle ifade edilen kısa bir zaman dilimine denk düşüyor.

Fırat ve Dicle havzasındaki bereketli topraklar, ilk çiftçilik uğraşlarının başladığı yerler. Anadolu’nun değişik bölgelerinde bulunan oldukça eski yerleşim yeri kalıntılarından elde edilen bulgular, günümüze kadar bozulmadan gelen birçok bitki tohumunun varlığıyla, yöre insanlarının tarımsal faaliyetlerini ve beslenme biçimlerini bizlere aktaran önemli deliller niteliğindedir.

KIYMETİNİ BİLEMESEK DE…

Yabancı araştırmacıların da fikir birliği içinde oldukları üzere; buğday, arpa, yonca, soğan, sarımsak, üzüm, lahana, havuç, bezelye ve armut gibi bitkilerin ana vatanı gerçekten de Anadolu’dur. Kıymetini bir türlü bilemesek ve hakkını tam anlamıyla veremesek bile koca yerküre üzerinde yaşamaya uygun böylesine zenginliklerle dolu bir toprak parçası çok fazla değil.

Ülkemizin, bütün Avrupa kıtasının toplamına yakın bir bitki çeşitliliğine ev sahipliği yaptığını bilmek, elimizin altındaki toprakların değerini daha iyi anlatmaktadır. Ayrıca ülkemizin, sadece bir ülkeye ya da bölgeye has türler anlamında kullanılan endemik bitki türleri bakımından da Avrupa kıtası toplamından daha fazla (yaklaşık 3.000 tür) bitki türüne sahip olması, bu değeri ortaya koymaktadır. Yerküre üzerinde doğal olarak yetişen yüz binlerce bitki türünden yaklaşık 3.000 kadarı insanlarca tercih edilmiş ve bunlardan da yalnızca 150 bitki türü yoğun olarak ekilip biçilmiştir.

Anadolu’nun doğusunda doğal olarak yetişen birçok yabani buğday formlarının tespit edilmesi, bu........

© Türkiye