Türk Gençliği Büyük Kurultayına davet
Bugün Türkiye’de eğitim üzerine konuşan herkes aynı soruyu soruyor: Neden yıllardır değişen sistemlere ve müfredatlara rağmen arzu edilen nesli yetiştiremiyoruz?
Aslında Türkiye’nin eğitim konusunda ne yapması gerektiği eğitimin anayasasında yıllar önce açıkça ortaya konulmuştu. 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, Türk milli eğitiminin hedefini son derece anlaşılır biçimde tarif ediyor.
Eğitimin temel gayesi; bireyin içindeki cevheri açığa çıkarmak, “ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek onu hem hayata hem de mesleğe” en donanımlı bir şekilde hazırlamaktır.
Aynı zamanda milli bir eğitim; yalnızca zihinleri bilgiyle donatmakla kalmayıp, Türk evladını asil bir karakterle yoğurarak büyük Türk milletinin kutlu istikbalini ve tüm yükünü omuzlayabilecek iman ve cesarete sahip neferler yetiştirmekle mükelleftir. Bunun nasıl olacağını 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanununet olarak ortaya koyuyor:“Milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren insanlar yetiştirmek…” Yani deniliyor ki, eğitim; sadece akademik diploma vermez, aynı zamanda milli bir kimlik inşa eder.
Tam da bu noktada, aklı her daim Türk milletinde olan Bilge Lider Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi tespiti akıllara geliyor. Sayın Bahçeli, Türk gençliğinin "test çözmek ve tost yemek" arasına sıkışmasından duyduğu derin rahatsızlığı gür bir sesle haykırarak soruyor: “Türk gençliğinin koskoca hayalleri nasıl olur da beş şık arasına sığdırılmaya........
